29 Ekim 2015 Perşembe

Metin bilgisi


Metin bilgisi

Metin, başı ve sonu ile kapalı bir yapı oluşturan göstergelerin art arda geldiği anlamlı yapıdır.[1]  

Birbirini izleyen, sıralı ve anlamlı bütünler oluşturan cümleler dizisidir. Bu diziliş rastlantısal bir durum olmayıp aksine yazar tarafından bilinçli olarak belli bir mantık sırasına göre yapılmıştır.[1]


Türkçede kullanılan metin kavramı, Arapça metn kökünden türemiştir. 

Günümüzde, "metin" kelimesinin karşılığı olarak "söylem" kelimesi de kullanılmaktadır. 

1990'lı yılların başında her iki kelime arasında kesin bir ayrım yapılmadı ve bu iki kavram birlikte kullanılmaya başlandı.[2] Fakat kimi dilbilimciler tarafından "metin" ve "söylem"i farklı manalarda kullanmaktadır.
Yazılı metinlerin temel nitelikleri mevcuttur. Bunlar: 

  • metinsellik, 
  • bağdaşıklık, 
  • tutarlılık, 
  • niyetlilik, 
  • kabul edilebilirlik, 
  • bilgilendiricilik, 
  • konumlama ve 
  • metinlerarasılıktır. 


Bir yazının metin konumuna gelebilmesi için, bir mesaj taşıması gerekmektedir. 

Her metin tek bir anlam içermez ve metinler genelde çok anlamlılık üzerine kurulur.

----------------------

  1. ^ a b Günay, Doğan (2003). Metin Bilgisi. s. 3. Multilingual Yayınları. Ankara
  2. ^ Şenöz Ataya, Canan (2005). Metindilbilim ve Türkçe. s. 49. Multilingual Yayınları. İstanbul.
Vikipedi, özgür ansiklopedi, https://tr.wikipedia.org/wiki/Metin_bilgisi
*










*

Sanatsal ve Öğretici Metinlerin Özellikleri
Metinler gerçeklikle ilişkileri, işlevleri ve yazılış amaçları bakımından sınıflandırılırlar. Bu açıdan metinler, sanatsal ve öğretici metinler olmak üzere ikiye ayrılır.
Sanatsal ve öğretici metinlerin özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz:
- Sanatsal metinlerde sanatçının amacı okuyucuda estetik zevk uyandırmak ve kurduğu dünyaya okuyucuyu çekmektir.
- Sanatsal metinlerde yan anlam değeri taşıyan ve okuyucunun anlayışına, sezgisine bırakılan ifadelere yer verilir, mecazlı ifadeler kullanılarak anlatıma çağrışım ve duygu değeri kazandırıp okuyucunun yeni ve farklı anlamlar çıkarabilmesi amaçlanır.
- Sanatsal metinlerde gerçeklik, değiştirilerek ve yorumlanarak aktarılır.
- Bu metinlerde dil şiirsel işlevinde kullanılır.
- Öğretici metinler bilgi vermek amacıyla yazılan metinlerdir.
- Bu metinler hayatın gerçeklerini, tarihi olayları, felsefi düşünceleri ve bilimsel gerçekleri anlatır.
- Öğretici metinler genellikle kelimelerin ilk anlamlarıyla oluşturulduklarından her okuyucuda aynı izlenimi bırakır.
- Öğretici metinlerde gerçeklik değiştirilmeden verilir.
- Bu metinlerde dil göndergesel işlevinde kullanılır.

Sanatsal Metinlerle Öğretici Metinlerin Gruplandırılması

Metinlerin işlevleri bakımından iki gruba ayrıldığı belirtilmiş, sanatsal ve öğretici metinlerin özellikleri verilmiştir.
Metin türleri, sanatsal ve öğretici metin olmak üzere şu şekilde gruplandırılabilir.
Şiir, roman, hikâye, masal, fabl ve tiyatro sanatsal metinlerdir.
Mektup, günlük, anı, biyografi, gezi yazısı, söyleşi, haber yazıları, fikra, deneme, makale, eleştiri, röportaj, söylev ve mülakat öğretici metinlerdir.
1. EDEBÎ (Sanatsal) METİNLER
A) Coşku ve Heyecana Bağlı Metinler
    » Şiir
B) Olay Çevresinde Oluşan Metinler
   b.1. Anlatmaya Bağlı Metinler
    » Hikâye
    » Roman
    » Masal
    » Destan
    » Halk Hikâyesi
    » Manzum Hikâye
    » Mesnevi
    b.2. Göstermeye Bağlı Metinler          Geleneksel Tiyatro
    » Karagöz
    » Ortaoyunu
    » Meddah
    » Köy Seyirlik Oyunları

   Modern Tiyatro
  » Trajedi, Komedi, Dram

2. ÖĞRETİCİ METİNLER
1. Bilimsel Metinler
2. Tarihi Metinler
3. Felsefî Metinler
4. Gazete Çevresinde Gelişen Metinler   5. Kişisel Hayatı Konu Alan Metinler
    » Makale
    » Deneme
    » Sohbet
    » Röportaj
    » Fıkra
    » Eleştiri
    » Hatıra (anı)
    » Günlük
    » Mektup
    » Gezi
    » Biyografi

Anlatmaya Bağlı Metinlerin Gruplandırılması

Anlatmaya bağlı metinler öğretici ve sanatsal metinler olmak üzere gruplandırılabilir.
Roman, hikâye, halk hikâyesi, destan, masal ve fabl gibi metinler anlatmaya bağlı sanatsal metinlerdir.
Deneme, fıkra, eleştiri, biyografi, deneme, gezi yazısı gibi metinler anlatmaya bağlı öğretici metinlerdir.
Metinleri, Kullanılan Anlatım Türüne Göre Gruplandırma
Sanatsal metinlerde ağırlıklı olarak öyküleme, betimleme ile coşku ve heyecanı dile getiren anlatım türleri kullanılır.
Öğretici metinlerde ağırlıklı olarak açıklama ve tartışmacı anlatım türleri kullanılır.

Anlatmaya ve Göstermeye Bağlı Metinlerin Özellikleri
Anlatmaya bağlı edebi metinler destan, masal, halk hikâyesi, hikâye ve roman gibi metinlerdir.
Göstermeye bağlı edebi metinler ise tiyatro genel başlığı altında toplanmaktadır.
Bu metin türlerinin hem ortak hem de birbirinden farklı özellikleri vardır. Şimdi bu özellikleri görelim.
Bu metinlerin ortak özellikleri şunlardır:
- Her iki metin türü de giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinden oluşur.
- Her iki metin türü de bir olay veya bir durum çevresinde gelişir.
- Her iki metin türünde de olaylar belirli bir zaman diliminde geçer.
- Her iki metin türünde de dil daha çok şiirsel işlevinde kullanılır.
- Her iki metin türünde de insanların başlarından geçen ya da geçebilecek nitelikteki olaylar gösterilir.
- Her iki metin türünün de bir yazarı vardır.
- Her iki metin türünde de yer, zaman ve kişi unsurları vardır.
Bu metinlere ait farklı özellikler ise şunlardır:
- Anlatmaya bağlı metinlerde, ele alman olayların anlaşılması için ayrıntılı tasvirlere yer verilir.
- Anlatmaya bağlı metinlerde olayın veya durumun mutlaka bir anlatıcısı vardır.
- Göstermeye bağlı metinlerde olaylar, sahnede canlandırılarak sunulur.
- Göstermeye bağlı metinlerde parantez içi açıklamalar kullanılır.
- Göstermeye bağlı metinler diyaloglardan oluşur.
Metinleri, Kullanılan Dilin İşlevine Göre Gruplandırma
Bir ileti, dilin göndergeyi olduğu gibi ifade etmesi için düzenlenip oluşturulmuşsa dil göndergesel işlevde kullanılmıştır. Bu, başka bir ifadeyle dilin bilgi verme işlevidir. Bu yüzden öğretici metinlerde dil genellikle göndergesel işlevinde kullanılır.
Bir iletinin iletisi kendisinde ise dil şiirsel işlevde kullanılmıştır. Dil bu işlevde kullanıldığında iletinin iletmek istediği husus, iletinin kendisindedir. Bu durumda ileti, kendi dışında herhangi bir şeyi ifade etmez, yansıtmaz. Bu yüzden sanatsal metinlerde dil genellikle şiirsel işlevinde kullanılır.
Öğretici Metinlerin Özellikleri
- Öğretici metinler bilgi vermek amacıyla yazılan metinlerdir.
- Bu metinler hayatın gerçeklerini, tarihi olayları, felsefi düşünceleri ve bilimsel gerçekleri anlatır.
- Dil, bu metinlerde göndergesel işlevinde kullanılır.
- Öğretici metinler genellikle kelimelerin ilk anlamlarıyla oluşturulduklarından her okuyucuda aynı izlenimi bırakır.
- Bu metinlerde gerçeklik değiştirilmeden verilir.
- Öğretici metinlerde açıklayıcı ve tartışmacı anlatım türleri ağırlıklı olarak kullanılmıştır.
Anlatmaya Bağlı Metinlerde Öyküleme ve Anlatıcının Rolü
Öyküleme, tasarlanan ya da yaşanan bir olayın anlatımıdır. Öykülemenin amacı, olayı okuyucunun gözünde canlandırmak ve anlatılmak isteneni bir olay içerisinde vermektir. Öyküleyici anlatımda olaylar; zaman, mekan ve kahramanlar unsuruyla birbirine bağlanır. Bu unsurlar öyküleyici anlatımın temel unsurlarıdır. 
Öyküleyici anlatım; ilâhi, kahraman ve gözlemci bakış açılarıyla ele alınabilir. Anlatım türünü belirleyen; anlatıcının ifade tarzı, bakış açısı ve üsluptur. Anlatmaya bağlı metinlerde yazar, okuyucu ve metin gibi iletişimde olan öğeler; okuyucuda uyandırılmak istenen etki yani konu ve tema; anlatıcının konu ve nesne karşısındaki tavrı -üslup ve anlatımı- anlatım türünü belirler.
Anlatmaya Bağlı Metinlerde Anlatıcı Bakış Açıları
Anlatmaya bağlı metinlerde anlatıcı birinci tekil ya da üçüncü tekil kişidir. "Kim anlatıyor?" sorusu anlatıcıyı, "Kim bakıyor?" sorusu ise anlatıcı bakış açısını buldurur. Okurun, olayı kimin gözünden izlediğini bilmesi bakış açısıyla ilgilidir. Anlatı yazarı için, üç tür bakış açısı vardır, bunlar:
Hâkim (İlâhi) bakış açısı, kahraman bakış açısı ve gözlemci bakış açısıdır.
Hâkim (İlâhi) bakış açısında anlatıcı, anlatılanların tamamını bilen bir varlıktır. Kahramanların gizli konuşmalarını, kafalarından ve gönüllerinden geçeni bilir ve anlatır. Zaman zaman kendi yorumlarını ekleyebilir, açıklamalarda ve yargılarda bulunabilir. Okuyucunun, metinde ne kadar kişi varsa her birinin açısından olayları ayrı ayrı görmesini sağlar. Kahramanların geçmişlerini ve geleceklerini, aynı anda farklı yerlerde meydana gelen olayları betimler.
Kahraman bakış açısında anlatıcı daha çok, olayların merkezinde yer alan kahramanlardan birdir. Hem yaşar hem anlatır. Anlattıkları iç konuşma şeklinde ve zihninden geçenlerdir. Bunları okuyucuyla paylaşır; okuyucu diğer kahramanları onun gözünden ve onun değer yargılarıyla tanır.
Gözlemci bakış açısında anlatıcı, tam bir tarafsızlıkla sadece yaşananları anlatan, olayların gördüğü kadarını anlatma olanağına sahip olan kişidir.O da okuyucu gibi, bir sonraki sayfada neler olacağını bilmez. Sadece olanı aktartır, gördüklerine dayanarak okuyucu gibi yorumlar yapar.
Sanatsal ve Öğretici Metinler Arasındaki Farklar
- Sanatsal metinlerde kurmaca, öğretici metinlerde ise gerçeklik ön planda yer alır.
- Sanatsal metinlerde dil şiirsel işlevindedir, öğretici metinlerde dil göndergesel işlevindedir.
- Sanatsal metinlerde kelimeler genellikle mecaz anlamlarıyla, öğretici metinlerde kelimeler genellikle gerçek anlamlarında kullanılır.
- Sanatsal metinlerde yazar okuyucuyu kendi kurmaca dünyasına çekmek ister, öğretici metinlerde ise amaç okuyucuya bilgi vermektir.
- Sanatsal metinlerde gerçek değiştirilerek ve yorumlanarak, öğretici metinlerde ise gerçek olduğu gibi verilir.
- Sanatsal metinlerde ağırlıklı olarak kullanılan anlatım türleri betimleyici ve öyküleyici anlatımdır, öğretici metinlerde ise ağırlıklı olarak kullanılan anlatım türleri açıklayıcı ve tartışmacı anlatımdır.
http://www.turkedebiyati.org/sanatsal-ogretici-metinler-ve-ozellikleri.html
*

ÖĞRETİCİ METİNLER VE ÖZELLİKLERİ

Bilgi verme amacına yönelik metin­lere, öğretici metinler denir. Bu tür metinler, bir düşünceyi iletme, oku­ru etkileme, okurda farklı düşünce­ler meydana getirme, okuru düşün­dürme gibi amaçlara hizmet edebi­lir.
Öğretici metinlerin genel özellikleri:

  1. Bir kısmı gerçek bir yaşam ve yaşantıdan kaynaklanır. Günce, mektup, otobi­yografi, biyografi, anı, röportaj, haber yazısı, gezi yazısı gibi türler bu gruba dâ­hil edilebilir.
  2. Bir kısmı düşünce boyutludur. Makale, fıkra, deneme, eleştiri gibi türler bu gru­ba dâhil edilebilir.
  3. Bu tür metinlerde dil daha çok göndergesel işlevde kullanılır. Yazar nasıl söy­lediğinden çok ne söylediğine önem verir.Üslup yaratma kaygısıyla hareket et­mez. Bu yüzden de sözcükleri genelde gerçek anlamlarıyla kullanır. Dilin anlatım olanaklarını fazla zorlamaz.
  4. Okuyucu üzerindeki etkisi bakımından anlatımın özlü, duru, yalın, açık ve akı­cı olmasına özen gösterilir. Metinler, kaynağını hayal dünyasından değil, gerçek dünyadan alır.
  5. Metne yansıtılan gerçek yaşam ve yaşantılar çarpıtılmamasına özen gösterilir. Doğruya, gerçeğe ve nesnelliğönem verilir. Bu yüzden de anlatılanların doğ­ruluğu ya da yanlışlığı genellikle kanıtlanabilir.
  6. Amaç, ya okura doğrudan bilgi vermekbir şeyler öğretmek ya da birtakım so­rularla okuru düşündürerek onda tutum ve davranış değişiklikleri yapmaktır. Bu yüzden de öğretici metinlerde genel olarak açıklayıcı ve tartışmacı anlatıma ağırlık verilir. Tanımlama, tanık gösterme, örnekleme, sayısal ve bilimsel veri­ler kullanma gibi düşünceyi geliştirme yollarına başvurulur. Genellikle giriş, gelişme, sonuç aşamalarına dayalı bir planla yazılır.


Özellikle öğretici metinlerde karşımıza çıkan anlatım türleri:

  1. Açıklayıcı anlatım
  2. Öğretici anlatım
  3. Kanıtlayıcı anlatım
  4. Tartışmacı anlatım
  5. Söyleşmeye bağlı anlatım
  6. Emredici anlatım


Özellikle öğretici metinlerde karşımıza çıkan düşünceyi geliştirme yollarışunlardır:

  • Tanımlama
  • Karşılaştırma
  • Tanık gösterme
  • Örnekleme
  • Sayısal, bilimsel veriler kullanma
  • Sorulara yaslanma

ÖĞRETİCİ METİN ÖRNEĞİ
Belli bir açıdan bakılacak olursa şiir, doğru ve yerinde göstergeleri bulup dizele­re yerleştirmek olarak tanımlanabilir. Bununla anlatılmak istenen, imgeleri, duy­gu ve coşkuları tam olarak yansıtabilen dil öğelerini yakaladıktan sonra bunları, anlatım gücünün doruğuna yükseltecek bağlantılar içinde, yeni bağdaştırmalar, birleştirmeler, türetmeler, hatta sapmalarla ve ses açısından etki sağlayan öğe­lerden de yararlanarak dizelere dönüştürülebilmektedir.
http://edebiyatogretmeni.gen.tr/311-ogretici-metinler-ve-ozellikleri.html
*






Bilimsel Yazılar


Bilimsel bir buluşu veya araştırmayı toplumla paylaşmak amacıyla yazılan yazılardır. Bilimsel bir yazının en önemli özelliği açık ve kesin olmasıdır. Bu metinler, alanlarında gerekli donanımlara sahip kişiler tarafından kısa, öz ve hemen anlaşılır bir nitelikte yazılır.
Bilimsel metinlerin deneme, fıkra, makale gibi öğretici yazılara göre daha ciddi bir üslubu vardır. Dergi ve gazetede yer alan bu türlerde ise okuyucuyla sohbet edermişçesine bir üslup kullanılır. Bilimsel metinler, bilimin ciddiyetini taşır. Deneme, fıkra ve makale gibi türlerin yazılış amacı bilgi vermektir. Ancak okuyucuyu düşündürmek bir adım öne çıkar. Bilimsel metinlerde ise amaç, açık ve kesin bir şekilde bilgi vermektir. Bu kesinlik bakımından bilimsel yazılar makaleye yaklaşır. Çünkü makalelerde de kanıt ve kesinlik vardır.
Bir yazar, düşüncelerini edebi metin şeklinde ortaya koyarken bir düşünür felsefi metin yazmayı tercih eder. Bir ilim adamı ise bilimsel yazılar yazar. Felsefi ve bilimsel metinler öğretici metinler grubuna girer. Bunların amaçları bilgi vermektir. Edebi metinler ise yoruma açıktır. Bir şeyler öğretme amacını gütmez. Bilimsel metinlerde ise anlam herkes için aynıdır.
Bilimsel yazılarda, araştırılan konuyla ilgili yapılmış daha önceki çalışmalardan yararlanılır. Daha önce bu konu üzerinde çalışan kişinin adını ve eserinin adını belirtmek, bilimsel etik gereğidir.
Bilimsel Yazıların Türleri
  1. Bilimsel Makaleler
  2. Tarama ve Değerlendirme Makaleleri
  3. Konferans Raporları
  4. Toplantı Özetleri
Bilimsel Yazıların Bölümleri
  1. Başlık
  2. Özet
  3. Giriş
  4. Asıl metin
  5. Sonuç ve tartışma
1. Başlık
Bilimsel yazılarda başlık çok önemlidir. Metnin başlığı, içeriği verebilecek en az sözcükten oluşmalıdır. Uygun başlık konulamamış bir bilimsel metin okuyucunun dikkatini çekemez. Çünkü başlık; metnin etiketi durumundadır.
2. Özet
Bilimsel yazıların özet bölümlerinde, metnin tamamında anlatılanların küçültülerek bir paragraf haline getirilmiş biçimi yer alır. Bu özet metnin içeriğini tam anlamıyla ifade edebilecek özellikte olmalıdır. Ayrıca özet kısmında, araştırmanın amaçları, araştırma yöntemleri, araştırma bulguları, sonuçları ve bu sonuçların önemi üzerinde durulur.
3. Giriş
Bilimsel makalelerin giriş bölümü nasıl yazılmalıdır?
  1. Makalede ifade edilenlerin kolay ve doğru anlaşılmasına yarayacak temel bilgiler verilmelidir. Yazıda geçen her türlü terim ve kısaltmanın ne anlama geldiği açıklanmalıdır.
  2. Çalışmanın gerekliliği ortaya konur.
  3. Makalede işlenen konunun daha önceki yayınlarda nasıl ele alındığı anlatılır.
  4. Makaleye konu olan araştırmada nasıl bir yöntem izlendiği ve bu yöntemin seçiliş sebebi ortaya konur.
  5. Araştırmada ana bulgular dile getirilir ve sonuçları belirtilir.
4. Asıl Metin
Bilimsel yazıların malzeme ve yöntemler kısmında yazarın neyi, niçin ve nasıl kullandığını okuyucuya açıklaması gerekir. Yazar böylece kendisinden sonra başka bir uzman kişinin aynı çalışmayı tekrar etmesini sağlar.
5. Sonuç ve Tartışma
Bilimsel makalelerin tartışma ve sonuç bölümlerinde araştırma sonucu elde edilen bulgular açık ve anlaşılır bir şekilde ortaya konur, tartışılıp genelleştirilir, başka çalışmalarla ilişkilendirilir. Ayrıca yapılan çalışmanın günlük hayattaki yeri ve önemi üzerinde durulur.
Dipnot Koyma
Yazıda geçen herhangi bir söz ya da sözcükle ilgili olarak sayfa altına konan aydınlatıcı veya kaynak belirten açıklamaya dipnot denir. Dipnot koyarken şu noktalara dikkat edilir:
  • Yazıda dipnot gereken cümlenin sonuna, parantez içinde kaçıncı dipnot olduğunu gösteren numara konur. Sonra aynı sayfanın sonuna çekilen dipnot çizgisinin altına dipnot numarası yazılarak kaynağın adı belirtilir veya açıklama yapılır. Dipnot, bazı yazılarda, parantez içinde yıldız işaretiyle de gösterilir.
  • Dipnot, bir kaynak eserse, yazarın adı, kitabın ya da yazının başlığı, varsa cilt numarası, basımevinin adı, kitabın basıldığı yer, basım tarihi ve sayfa numarası yazılır.
Örnek: (1) Muharrem Ergin, Orhun Abideleri, Boğaziçi Yayınları, 21. Baskı, İstanbul 1997
  • Aynı kaynak tekrar verilirse ve araya başka yayın girmemişse, “adı geçen eser” ifadesinin kısaltması olan (a.g.e.) yazılır ve hangi sayfadan yararlanılmışsa, o belirtilir.
  • Kaynak bir dergi ise, yazarın adı ve soyadı yazıldıktan sonra, yararlanılan yazının başlığı tırnak içine alınır, daha sonra derginin adı, cilt, sayı, basım tarihi ve sayfa numarası gösterilir.
Örnek: (5) Kemal Eraslan, “Çağatay Edebiyatı”, Türkoloji Dergisi, c. XI., sy. 4 (1967) s. 487-493
  • Dipnota konu olan eserde birden fazla yazar adı varsa, hepsi arka arkaya yazılır. Eğer yazar adı üçten fazlaysa, ilk sıradaki yazarın adı belirtilir ve arkasından “ve diğerleri” sözü eklenir.
Örnek: İzzettin Önder ve Diğerleri, Türkiye’de Kamu Maliyesi, Türk Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 1933, s. 12
  • Dipnotta konu olan eser çeviriyse sırasıyla yazar adı, eser adı, çevirmen adı, yayınlayan yayın evinin adı, numarası, basıldığı yer ve yıl ile sayfa belirtilir.
Örnek: Peter F. Drucker, Değişim Çağı Yönetimi, Çev. Zülfü Dicleli, Türk Henkel Dergisi Yayınları, No:4, İstanbul 1995, s. 25
Bu alıntılarda faydalanılan eser ve yazar isimleri sonda “kaynakça” bölümünde yazarların soyadlarına göre alfabetik sıralanarak verilir.
Bilimsel Yazıların Özellikleri
  • Bilimsel yazılarda dil “göndergesel işlev”de kullanılır.
  • Bir üniversitenin ne kadar çok bilimsel makalesi yayımlanırsa itibarı da o derece artar. Hem ülkenin hem de üniversitenin ismi duyulur.
  • Bu metinler “başlık, özet, giriş, asıl metin, sonuç ve tartışma” bölümlerinden oluşur.
  • Alanında uzman kişilerce kaleme alınır.
  • Bilimsel metinlerde nesnel bir anlatım benimsenir.Kişisel düşünceler ve yorumlar anlatıma katılmaz.
  • Ortaya konan nesnel görüşler ise sağlam kaynaklara dayandırılır ve bu kaynaklar yazının sonunda belirtilir.
  • Bilimsel metinlerde açık, anlaşılır bir dil kullanılır.
  • Dilin göndergesel işlevi öne çıkar.
  • Terimlere çokça yer verilir.
  • Bu metinler çok anlamlılığa kapalıdır.
Bilimsel Yazılarla Makalenin Benzerlik ve Farkları
  • Her iki türde de anlatılanların kanıtlanması gerekir.
  • Her iki tür de kurallı cümlelerle kurulurlar.
  • İki türde de amaç okuyucuyu bilgilendirmektir.
  • Bilimsel yazılar makaleye göre daha geniş bir araştırmaya dayanırlar.
  • Bilimsel yazıların okuyucusunun belli bir birikime sahip olması gerekir. Ancak makale her kesime hitap edebilir.
Bilimsel Yazılarla İlgili Terimler
Bibliyografya: Kaynakça
Kaynakça: Belli bir konu, yer veya dönemle ilgili yayınları kapsayan veya en iyilerini seçen eser
Dokümantasyon: Belge bilimi. Bir konu hakkındaki bilgilerin toplanması, analiz edilmesi, saklanması ve duyurulması
Dipnot: Sayfa içinde geçen herhangi bir düşünce veya bilgi ile ilgili olarak sayfa altına konulan açıklama
İndeks: Bir kitabın veya derginin kişi, konu, yer adı vb. bakımından içindekileri yer numarasıyla belirten ve eserin arkasında yer alan alfabetik liste, dizin, fihrist
http://www.edebiyatogretmeni.org/bilimsel-yazilar/
*





Not: Slaytlar  http://www.diledebiyat.net/turk-edebiyati-dersi/9-sinif-turk-edebiyati-dersi-konu-anlatimlari-ve-etkinlik-ornekleri/metin-metin-tanimi-ve-metin-ozellikleri 'den alınmıştır.

*


SANAT METİNLERİNİN AYIRICI ÖZELLİKLERİ 


Sanat eserleri, insanın bilinçli ve amaçlı bir etkinliği sonucu oluşan, insanda güzel duygular uyandıran; insanın duygu, düşünce ve hayal dünyasını zenginleştiren eserlerdir. İnsanın kendini anlatma çabası, sanat eserlerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. 


Metin bir yazıyı biçim ve anlatım özellikleriyle oluşturan kelimelerin belirli bir iletişim bağlamında, bir ya da birden çok kişi tarafından sözlü ya da yazılı olarak anlamlı bir biçimde üretilmesidir. 

Metinler, 
  • gerçekle ilişkileri, 
  • yazılış amaçları, 
  • anlatım biçimleri ve 
  • işlevlerine göre gruplara ayrılır:

Devamı:

 *





Sanat Metinlerinin Ayırıcı Özellikleri


Bilimin, edebiyatın gelişmesi ve buna bağlı olarak farklı alanlarda metinlerin yazılması, metinlerin sınıflandırılması sonucunu doğurmuştur.
Bu sınıflandırma metin türlerinin birbirinden ayrılmasını ve anlaşılmasını kolaylaştırmıştır. Metinler anlatım türlerine, kullanılan dilin işlevine, yazılış amaçlarına, gerçeklikle ilişkilerine göre gruplandırılabilir.
Buna göre metinler genel olarak öğretici metinler ve sanatsal (kurmaca) metinler olarak ikiye ayrılır.

Sanatsal metinlerin ayırıcı özellikleri şunlardır:
  • Edebi zevk uyandırmak amacıyla yazılır.
  • Sözcükler gerçek anlamının yanı sıra yan ve mecaz anlamlarıyla da kullanılır.
  • Öznel anlatım vardır.
  • Yargılar kanıtlanmak zorunda değildir.
  • Dil göndergesel işlevin yanı sıra heyecanı dile getirme, alıcıyı harekete geçirme vb. işlevlerde kullanılır.
  • Olaylar değiştirilerek yazarın bakış açısıyla verilir.
  • Kurmaca gerçeklik vardır.
  • Üslup kaygısı ön plandadır.
  • Masal, roman, hikâye, fabl, destan, şiir, halk hikâyesi gibi türler sanatsal metinlerdir.
  • Öyküleme, betimleme, kişileştirme, benzetme, abartma, çeşitli duyulardan yararlanma gibi anlatım teknikleri kullanılır.
  • Sanatsal metinlerin tek anlamı yoktur, sanatsal metinler çok anlamlıdır, her okunuşta yeni anlamlar kazanır.
  • Sanatsal metinlerde kelime ve cümlelerin yeri değiştirilemez.
  • Sanatsal metinler yazıldığı dönemin özelliklerinden ve o dönemdeki her türlü gerçeklikten izler taşır.
  • Sanatsal metinler biriciktir, benzeri yapılamaz.
  • Sanatsal metinlerde yalnız görünene, deneysele, hesaplanabilire değil bilinmeze, geleceğe ve olabileceklere de yer verilebilir.
  • Sanatsal metinlerde ileti önceden belirlenmiş, kurallaştırılmış, değişmez bir gerçek değildir.
  • İleti, metnin içyapısına sindirilmiş okurun süzüp çıkaracağı tek anlamlılıktan uzak bir ilişkiler yumağıdır.
  • Sanatsal metinlerdeki her öğenin dış dünyada bir benzeri, bir karşılığı bulunabilir.
  • Sanatsal metinlerde okura kendi düş gücüyle doldurabileceği boş alanlar bırakılır.
  • Sanatsal metinlerde okur kendini anlatılanların akışına kaptırıp yapıttaki karakterlerle kendini özdeşleştirebilir.
  • Sanatsal metinler dış dünya ile bağlantılı ama ondan farklı bir dünya sunar.
  • Sanatsal metinlerde dil kişisel kullanılır.
  • İleti dolaylı olarak verilir.
  • Okurun düş gücüne yer bırakılır.
  • Sanatsal metinlerin malzemesi dildir.
  • Üç temel unsuru vardır: İçerik, dil ve üslup, yapı (şekil).
Sanat Metinleriyle Öğretici Metinler Arasındaki Farklar
  • Öğretici metinler okuyucuya bilgi vermek amacıyla yazılırken; sanatsal metinler okuyucuya estetik zevk vermek amacıyla yazılır.
  • Öğretici metinler kurgu değildir, gerçekler dile getirilir. Sanatsal metinler ise kurgulanabilir, anlatılanlar hayal ürünü olabilir.
  • Öğretici metinlerde nesnellik; sanatsal metinlerde öznellik hâkimdir.
  • Öğretici metinler değişmez; sanatsal metinlerde değişiklik yapılabilir.
  • Öğretici metinlerden kelimeler gerçek anlamda kullanılırken; sanatsal metinlerde kelimeler mecaz ve yan anlamında kullanılabilir.
  • Öğretici metinler açıklayıcı anlatım türüyle kaleme alınırken; sanatsal metinler betimleyici ve öyküleyici anlatım türüyle yazılır.
  • Öğretici metinler resmi, açık ve sade bir dille yazılır, üslup kaygısı yoktur. Sanatsal metinlerde ise dil sanatsaldır, üslup kaygısı vardır.
  • Öğretici metinlerde söz sanatlarına yer verilmez, sanatsal metinlerde ise söz sanatları yer alır.
  • Öğretici metinlerde dil göndergesel işlevde kullanılırken; sanatsal metinlerde dil sanatsal işlevde kullanılır.
Sanatsal metinler anlatmaya ve göstermeye bağlı metinler olmak üzere ikiye ayrılır:
1. Anlatmaya Bağlı Metinler
  • Yaşanmış ya da tasarlanmış gerçeklikten alınan bir olayın, bir anlatıcı tarafından yorumlanıp dönüştürülmesiyle oluşturulur.
  • “Olay örgüsü” bu metinlerde asıl unsurdur.
  • Anlatmaya bağlı metinler kurmaca olduğu için olay örgüsü yaşanmaz, düzenlenir.
  • Anlatmaya bağlı metinlerde yapı; olay örgüsü, kişiler, yer, zaman gibi birimlerin bir düzen içerisinde verilmesiyle oluşur.
  • Bu metinlerde ilahî bakış açısı, kahraman anlatıcının bakış açısı ve gözlemci anlatıcı olmak üzere üç tip bakış açısı ve anlatıcı vardır.
2. Göstermeye Bağlı Metinler
  • Göstermeye bağlı anlatımlarda olay sergilenerek gösterilir, yani anlatılmak istenen husus meydanda ya da sahnede canlandırılır.
  • Gösterimlerin yazıldığı metinler göstermeye bağlı metinler olarak nitelendirilir.
  • Genel olarak dramatik metinler ve tiyatro olarak adlandırabileceğimiz bu tarz metinlerde, kurmaca olay ve olay örgüsünü, bir sahne düzeninde topluluk önünde canlandırmak esastır.

http://www.edebiyatogretmeni.org/sanat-metinlerinin-ayirici-ozellikleri/
*



Ayrıca bakınız:

http://www.ege-edebiyat.org/docs/454.pdf

http://www.edebiyatdilanlatim.com/sanatsal-edebi-kurmaca-metinler/

http://www.bilgicik.com/yazi/edebi-metinler-sanat-metinleri-metinlerin-siniflandirilmasi/

http://www.bilgicik.com/yazi/metinlerin-siniflandirilmasi-metin-turleri/
 Bu bölümden tam yararlanmak için aşağıdaki sayfalar size yardımcı olabilir:
» Öğretici Metinler» Edebi (Sanat) Metinler
» Edebi Türler» Nazım Biçimleri
Metinlerin Sınıflandırılması
*


  




Test





Ek Okuma


DİLBİLGİSİ ve EDEBİYAT ÖĞRETİMİ için YENİ BİR HEDEF:

CÜMLE GRAMERİ - METİN GRAMERİ - SÖYLEM GRAMERİ


Prof. Dr. Rıza FİLİZOK

     
    Son yirmi otuz yıl içinde Fransa’da dil öğretiminde ilk öğretimden üniversiteye kadar bütün okul düzeylerinde etkileri görülen yeni bir gramer anlayışın geliştirildiğini ve uygulamaya konulduğunu görüyoruz. Gramer anlayışındaki bu değişim, XX. yüzyılda gelişen dilbilim, anlambilim, göstergebilim, pragmatik ve anlatı biliminde ulaşılan geçerli sonuçların eğitime aktarılmasından ibarettir.  Dilbilimin ve göstergebilimin gelişmesi sonucunda klasik cümle analizinin yetersiz olduğu anlaşılmış ve cümle bilgisinin yanında metin ve söylem şartlarının bilinmesinin en az cümle bilgisi kadar gerekli olduğu anlaşılmıştır.  Günümüzde gramer, cümle analizinden metin gramerine ve metnin doğuş şartları içinde kavranmasına doğru bir gelişme göstermiştir.  Bunun sonucunda eğitimde gramer analizlerinden yola çıkılarak metin analizine ulaşmak aslî bir ilke olarak  kabul edilmiş bulunulmaktadır.  Yeni araştırmaların ortaya koyduğu yeni bilgiler, orta öğretimde somut bir düzlemde kavratılmakta, üniversite düzeyinde ise metin analizinin kuramsal yönü üzerinde durulmaktadır.
        Gramer öğretimindeki bu gelişmelerin ülkemizde de ilk öğretimden başlayarak yüksek öğretime kadar göz önünde bulundurulmasının zamanı gelmiştir, hatta geçmektedir. Dil ve edebiyat öğretiminin temel amacı anlamak ve anlatmak yetilerini kazandırmaksa, bunun çağdaş araçlarından yararlanmak bir zorunluluktur. Dil eğitimindeki bu yeni yaklaşımlara yönelmemizi gerektiren diğer bir sebep, bu yeni anlayışın Türk-İslam medeniyeti çerçevesinde yüzlerce yıl uyguladığımız dil öğretimi ve belâgat geleneğiyle de bir çok ortak noktaya sahip olmasıdır. Tarihî yaklaşımımızla çağdaş yaklaşımın eğitimimizde buluşmasının dil ve edebiyat öğretimimiz için yararlı sonuçlar vereceğini düşünüyoruz. Ancak bu konularda başarılı olabilmek için öncelikle klasik, yetkin bir Türk Dilbilgisinin yazılması, sonra da tarihî mirasımızla Batı dünyasındaki çağdaş gelişmelerin bütün boyutlarıyla kültür hayatımıza kazandırılması zorunludur. 

Bilimsel gelişmelerin sonucu olarak, günümüzde Fransa’da, kolejlerde ve liselerde  öğrencilere gramer eğitimi,  üç farklı analiz düzleminde öğretilmektedir.  Bu gramer düzlemleri şunlardır:

a)   Cümle grameri : Morfoloji, sentaks ve cümle grameri üzerinde durulur.

b)   Metin   grameri: Bir metnin cümlelerin arka arkaya sıralanmasıyla oluşmadığı, metnin de bir gramerinin olduğu açıklanır.

c)   Söylem (discours) grameri : Bir metnin anlamı, sadece ifade edildiği, söylendiği şartlar yani sözceleme hali biliniyorsa anlaşılabilir. Söylem grameri, sözün söylenme şartları içinde değerlendirilmesi anlamına gelmektedir.

Bu gramerlerin öğretilmesinde günümüzde henüz kuramsal tercihler ve pedagojik yöntemler üzerinde tam bir birlik sağlanamamasına rağmen bütün uygulamalar bu üç temel düzlemi eğitimin esası olarak kabul etmiştir. Gramerin bu üç farklı düzlemde alınmasın temel sebebi, öğrencilerin bir metni daha doğru kavramalarını sağlamak ve onları metin analizi yöntemlerine hazırlamaktır. Başka bir deyişle üçlü gramer öğretimi, metin analizi araştırmalarının ilk basamağı olarak tasarlanmıştır. Bu temel bilgileri kavrayan öğrenciler, akademik eğitimde kuramsal metin analizi yöntemlerini kavrayacak ve uygulayacak bir düzeye kolayca gelebilmektedir.
Yazılı yahut sözlü bütün metinler, bir söz yahut söylem (discours) eyleminin gerçekleşmesinden doğar. Söylem (discours), bir bildirişim aktı içinde dilin sözlü yahut yazılı olarak her türlü kullanımı demektir. Söylem, cümlelerden oluşur. Bunun için eğitimde cümle,  biçimbilimsel ve sözdizimsel yönden incelenmekte,  cümlenin grameri üzerinde durulmaktadır. Ancak bir metin, cümlelerin art arda sıralanmasından farklı bir şeydir. Bundan dolayı metin gramerinin de bilinmesi gereği ortaya çıkmıştır. Ayrıca sözün  doğru  anlaşılabilmesi için onun hangi şartlar altında kullanıldığının bilinmesi, metnin sözceleme anına göre yorumlanması gerekir. Söylem grameri de bu ihtiyaçtan doğmuştur. Bu gramerler, birbirinin yerini alabilen ve birbiriyle çatışan  unsurlar olarak değil, birbirini tamamlayan ve açıklayan unsurlar olarak incelenir. Böylece metnin anlamı ve yapısı daha derinden kavranır. 

Gramer öğretiminin bu üç düzlemini şimdi ayrıntılı olarak gözden geçirelim  :  

1.   Cümle Grameri

Cümle grameri, genel olarak klasik gramerin bazı ilavelerle genişletilmesinden ibarettir. Ancak, eski gramer alışkanlıklarından farklı olarak cümle unsurları metin gramerinin ve söylem gramerinin ışığında açıklanmaktadır. Yani cümle grameri, metnin bütününe göre değerlendirilmekte, metinden cümleye gidilmektedir.

Cümle gramerinde şu konular yer almaktadır:

a) İsim ve fiil cümlelerinin biçimleri ve tipleri tanımlanır.
b) Basit ve bileşik cümleler, temel cümle, yan cümleler.
c) Noktalama işaretlerinin görevlerinin belirlenmesi.
d) Cümlenin öğelerinin belirlenmesi.
e) Çekim sisteminin saptanması.
f) Kelime bilgisi
g) Anlambilim ilişkileri (eş anlamlılar, zıt anlamlılar)
h) Etimoloji
i)Kelime alanları
j)Anlam alanları

          Öğrencinin bu unsurlar hakkında bilgi edinmesi, hem doğru cümle kurmasına hem karşılaştığı cümleleri doğru anlamasına katkı sağlamaktadır. Cümle grameri çalışmaları, anlam (semantik), yapı (sentaks) ve biçim (morfoloji) öğretimi üzerinde yoğunlaşmaktadır.

2.   Metin Grameri (grammaire de texte)

       Bir metin, sadece cümlelerin art arda gelmesinden oluşan bir küme değildir: Bir metin (Cümle1 + cümle2+ cümle3….) tarzında bir birlik oluşturmaz. Böyle olsaydı gazeteden kesilmiş ve art arda sıralanmış cümlelerin bir metin oluşturması gerekirdi. Bir metnin metin olabilmesi için ayrıca cümleler arasında tutarlılık bulunması gerekir : (Cümle1 + T+ cümle2 + T+ cümle3…). Yapılan araştırmalar, okuyucu yahut dinleyici tarafından bir metnin anlamlı ve tutarlı kabul edilebilmesi için dört kurala uygun olması gerektiğini ortaya koymuştur:
1)   Metinde sürekliliğin sağlanması için bir yahut birçok elementin metin boyunca tekrarlanması gerekir. Bundan dolayı bir metinde zorunlu olarak bazı bilgilerin, bazı temlerin tekrarlanması gerekir. Bu metnin “tekrar” prensibine dayandığını gösterir.
2)   Buna karşılık bildirişimde ilginin kopmaması için dinleyici yahut okuyucuya yeni bilgilerin, yeni haberlerin de verilmesi zorunludur. Yeni bilgiler verilmeyen bir sözü dinlemeyiz, yeni bilgiler verilmeyen bir yazıyı okumayız. Eğer bir metin aynı bilgiyi değişik biçimlerde durmadan tekrarlıyorsa okuyucunun ilgisi dağılır, iletişim kopar. Karşılıklı bir bilgi alışverişi esnasında bilgi akışının bulunması yani bilginin ilerlemesi gerekir. Bu bildirişimin ilerleme kuralıdır. Bir metinde hem tekrarlarla devamlılık sağlanır, hem yeni haberlerle bilgi ilerlemesi gerçekleştirilir.
3)   Bir metnin ayrıca tutarlı olması, verilen bilgilerin birbiriyle çelişmemesi zorunludur. Verilen bilgiler çelişiyorsa iletişim kopar, anlama ortadan kalkar. Metinde hem açıkça ifade edilmiş bilgilerin hem zımnî olarak, üstü kapalı olarak ifade edilmiş bilgilerin tutarlı ve çelişkisiz olması zorunludur.
4)   Metnin anlaşılabilmesi için metinde verilen bilgilerle okuyucunun dünya bilgisinin, önceden edinilmiş bilgilerinin uyuşması, birbiriyle çelişmemesi gerekir: Kuzey kutbundaki bir seyyahın sıcaktan bunaldığını söylüyorsak, bu okuyucuyu şaşırtır ve anlamasını imkansız kılar.
      Metnin grameri, tekrar ve ilerleme  prensiplerine  göre  metnin tutarlılığı sağlayan başlıca unsurları araştırır. Tekrar (répétition), metnin tematik ilerlemesini gerçekleştirmek ve sürekliliğini sağlamak için bir terimin metin boyunca çeşitli görünüşler altında tekrarlanması olgusudur. Bir metinde tekrar, aynı kelimelerle sağlanabileceği gibi, aynı kelimenin yerini tutan diğer kelimelerle, zamir tekrarlarıyla vb. gerçekleştirilebilir. Metinde ilerlemenin farklı biçimlerinin incelenmesi, tekrarların incelenmesinin aksine, metinde yeni haberlerin tespitidir. Konu (tem), cümlede sözü edilen, kendisinden bahsedilen ve hem söyleyenin hem dinleyenin bildiği şeydir, haber ise (rem),  cümlede sözü edilen konu hakkında verilen yeni bilgidir.
          Bir cümlede geçen bir fikri, kavramı daha sonraki cümlelerde tekrarlamanın üç yolu vardır: Ya kelime aynen tekrarlanır, ya kelimenin yerine onu ifade eden bir zamir kullanılır, ya da bir kelimenin yerine başka bir kelime konur ( ikame). Bir kelime yerine başka bir kelime koymanın yollarından birisi eşanlamlı kelimelerden yararlanmaktır. İkinci yol, peripraz yolu yani bir kelimeyi birkaç kelimeyle anlatma yoludur (ör.: kedi için süt düşmanı). Üçüncü yol istiare ve mürsel mecaz yoludur.
         Metnin tutarlılığı (cohérance textuelle) araştırılırken metin üniteleri incelenir (paragraf), metnin yapılanması, bölümlenmeler ( tahkiye, tasvir, açıklama, ispatlama…), tekrarlanan temlerin biçimlerinin incelenmesi (çizgisel ilerleme, sabit tem ilerlemesi, türemiş tem ilerlemesi), zaman, mekan ve mantık belirleyicilerinin (connecteur: önce, sonra, nihayet, fakat, diğer yönden) incelenmesi, isim ve zamirlerin tekrarının incelenmesi yapılır.

 Metin grameri öğretiminde genel olarak şu konular ele alınmaktadır:

a)   Metin tutarlılığı
b)   Metnin bağlamlılığı
c)   Alıntı sözler
d)   Konu (Tem) ve haber (rem) ilerlemesi
e)   Bağlaçlar: Zaman ve mekan belirten bağlaçlar, mantık bağlaçları
f)    Fiil sistemi: Metnin tutarlılığını sağlayan unsurların başında fiil sistemi gelir. Klasik dilbilgisindeki zaman uyumu, cümle ile sınırlıdır. Bir metnin içinde de zamanların tutarlı ve uygun bir biçimde kullanılması söz konusudur.
g)   Zamir sistemi
h)   Diyalogların incelenmesi


3.   Söylem Grameri (grammaire de discours)

       Her söz, belli bir konuşanın belli bir dinleyene belli bir zaman ve mekan içinde seslenmesidir. Sözün doğuş şartları içinde incelenmesinden bir söylem grameri doğmuştur. Söylem analizi temel olarak şu sorulara cevap arar: Metin kim tarafından, kime karşı, ne zaman ve nerede üretilmiştir? Metnin söyleme şartlarına bağlı anlamı nedir? Konuşanın amacı nedir? Konuşmacı hangi metin tipini ve türünü seçmiştir?

Söylem grameri öğretiminde genel olarak şu konular ele alınmaktadır:

a)   Bildirişim Şeması, bildirişimin temel elementleri, söz aktı
b)   Bildirişim haline bağlı ifadeler
c)   Sözce, sözceleme, indisler, bağlı sözceler, kopmuş sözceler
d)   Sözce ve sözceleme hali
e)   Dil düzeyleri
f)    Metnin, tipi, türü, tonu
g)   Söylem ve anlatı
h)   Söylemin görevleri: Hikâye etme, tasvir etme, açıklama, ispatlama
i)    Söylemin etkileri: ikna etmek, ispatlamak…
j)    Aktarılan Söylem
k)   Bakış açısı ve kiplendiriciler (modalisation): Konuşanın düşünce ve duyguları konuşmasına yahut yazdığı yazıya yansır. Anlatıcının bakış açısını dile getirmesine imkan veren dil formları vardır. Bunlara modalizatörler yani kiplendiriciler denir. Konuşan bir kişi, duygu ifaden yahut tarafsız olan kelimeler kullanabilir (yavrucuk yahut çocuk). Bazı zarflar (şüphesiz, belki), bazı fiil zamanları, bazı cümle yapıları, tipleri, bazı deyimler konuşanın bakış açısını yahut duygularını yansıtırlar.
l)    Anlatıcı tipleri
m)  İletişimde iç atıflar (reprise de l’information)
n)   Tahkiye şeması
o)   Kronolojik düzen
p)   Metin zamanlarının metindeki değeri
q)   Açıkça anlatım ve zımnî anlatım
r)   Her türlü yapısal metin analizi yöntemleri

         Cümle, metin ve söylem gramerlerini acaba hangi sırayla ele almak uygundur? Gramer analizinde cümle gramerinden yola çıkarak metin ve söylem gramerlerine doğru ilerlemek uygun bir sıra gibi görünse de uygulamalar, doğru yolun bütünden yola çıkarak, söylem ve metin gramerinden  cümle gramerine doğru yürümenin daha yararlı olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte bir metin analizinde bütünden cümleye, cümleden bütüne durmadan, bıkıp usanmadan gidip gelmeler araştırmaların kaçınılmaz bir kontrol yöntemidir. Böylece, bütün ile parça arasındaki ilişki daha açık ve doğru bir biçimde görülebilmekte, cümledeki çok anlamlı unsurların metindeki geçerli anlamları daha doğru kavranabilmektedir.
      
     

 *

Metin Dil Bilimi Temelli Metin Çözümlemesinin Bağdaşıklık Araçlarını Kullanma ve Tutarlı Metin Oluşturma Becerilerine Etkisi


Abdulkerim KARADENİZ

...

Metin Dil Bilimi

Metin dil bilimi (Text Linguistics), bir metni yapısal ve anlamsal bütünlükleri açısından değerlendirerek ve bu değerlendirme sonucunda metni oluşturan temel unsurları anlamaya yönelen yeni bir yaklaşımdır.

Anlam bilimi ve belagat, anlamın gücüne yönelirken metin dil bilimi, bu anlam öbeklerinin birbirleriyle olan bağlantılarını ve ilgisini ortaya koymaktadır (Aytaş, 2008, s. 56).

Metin dil bilimi, günümüzde metin çözümlemesinde en çok kullanılan yöntemlerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır (Aytaş, 2008; Karadeniz, 2012).

Metin dil bilimi, metni, metin olma ölçütlerinden belki de en önemlileri olan bağdaşıklık ve tutarlılık bakımlarından değerlendirerek metni yapısal olarak çözümler. Buna ilaveten metni kendi içerinde yapılarına ayırır, böylece metin, yapısal olarak çözümlendikten sonra açıklama ve yorumlamaya elverişli bir hâle getirilmiş olur.

Bağdaşıklık

Metinler; kelimeler, kelimelere gelen ekler ve cümlelerden oluşan yapılardır. Bu unsurlar bir araya gelerek birbirini tamamlar ve anlamlı söz grupları oluştururlar. Eklerin, kelimelerin ve kelime gruplarının birbirleriyle olan bağlantılarını doğru bir şekilde ortaya koymak, metin üzerine sağlıklı bir yorumun inşa edilmesi adına önemlidir. İşte bu anlam ilgilerinin ortaya konulmasına bağdaşıklık diyoruz. Bir metinde bağdaşıklık, bir ögeyi açıklamak ya da yorumlamak için başka unsurların kullanılması ve bu unsurlara dayanarak açıklamalar yapılmasıdır.

Gutwinski (1976, s. 26), çalışmasında bağdaşıklık terimini metindeki cümleler ve cümlecikler arasında bulunan ilişkiler için kullanmıştır. Ona göre dil bilgisi tabakası üzerinde meydana gelen bu ilişkiler, daha büyük ve gösterge bilimi tabakasındaki söylem yapısını yansıtan belirli dil bilgisi ile ilgili kelime özelliklerine işaret etmektedir.

Bağdaşıklık araçları, metindeki bir öge ile o metnin anlaşılmasında önemli olan diğer bir öge arasındaki anlamsal ilişki olarak tarif edilebilir. Anlamsal olarak birbirine bağlanmış iki öge metnin içinde yer alabilir ya da birisi metnin dışında da bulunabilir (Witte ve Faigley, 1981, s. 190). Gönderim, bağlama ögeleri ve kelime bağdaşıklığı yazılı anlatımlarda daha yaygınken eksiltili anlatım ve değiştirim sözlü anlatımda daha yaygın kullanılmaktadır (de Beaugrande ve Dressier, 1981; Witte ve Faigley, 1981). Halliday ve Hasan’a göre (1976, s. 4) bağdaşıklık, bir metnin içinde var olan anlam ilgisinin gönderme yaptığı bir kavramdır ve söylemde bir ögenin yorumunun başka bir ögeye bağlı olduğu durumda ortaya çıkar.

 Literatürde bağdaşıklık araçlarının sınıflandırılması konusunda farklı görüşler yer almaktadır. Halliday ve Hasan (1976, s. 4), Günay (2001, ss. 57-88), Onursal (2003, ss. 121-132), Uzun (1995) ve Balcı (2009, s. 33) bağdaşıklık araçlarını farklı şekillerde sınıflandırmışlardır.
...

1. Gönderim: Her metinde bazı unsurları karşılamak, açıklamak için ön gönderimsel ya da art gönderimsel yapılar bulunur. Bunlar işaret zamirleri, işaret sıfatları, dönüşlülük zamiri gibi unsurlardır. Art gönderim ve ön gönderim hem aynı ögenin defalarca yinelenerek anlatımın monoton bir hâle dönüşmesini engeller hem de dilin daha ekonomik kullanılmasını sağlar. Metnin tümü düşünüldüğünde ise bu unsurlar tutarlılığı sağlar.

Gönderim, metinde herhangi bir sözü karşılamak amacıyla aynı cümle içinde, cümleler arasında, paragraf içinde veya paragraflar arasında o sözün yerine bir söz, söz grubu ya da ekin kullanılmasıdır (Can, 2012, s. 38).

Gönderim ögeleri, metinde yüklendikleri anlamı tek başlarınayansıtamazlar, metindeki gerçek anlamlarını başka bir ögeyle kurdukları gönderim ilişkisi ile kazanırlar (Coşkun, 2005, s. 54).

Türkçede, zamirler (şahıs zamirleri, dönüşlülük zamiri, işaret zamiri, ilgi zamiri), işaret sıfatları ve karşılaştırma yoluyla gönderim sağlanabilmektedir.

2. Eksiltili Anlatım: Her dilde anlatımı kolaylaştırmak ve kısaltmak adına eksiltili anlatımlar söz konusudur. Bunlar daha önce bahsi geçen olayın, durumun okuyucunun kolayca tamamlayabileceği yerde kullanılmalıdır.

Günay (2001, s. 64)’a göre eksiltili anlatım, anlam kaybına yol açmamak koşulu ile bir cümle içinden zamanla bazı sözcükleri atma işidir ya da kullanılmayışları anlatımda eksikliğe yol açmayan sözcüklerin düşürülmesidir. Coşkun (2005, ss. 69-72) çalışmasında Türkçede bağdaşıklık ilişkisi kuran eksiltili anlatımları; bir öge dışında cümlenin tamamının düşürülmesi, ortak ögenin düşürülmesi ve eklerin düşürülmesi şeklinde tasnif etmiştir.

3. Değiştirim: Bağdaşıklık ilişkisi kuran bir başka unsur da değiştirimdir.

Değiştirim, metinde bir ögenin yerini bir başka ögenin alması yoluyla oluşur (Coşkun, 2005, s. 73). Halliday ve Hasan’a göre (1976, s. 90) gönderim anlamlar arası bir ilişkiyken değiştirim anlamdan çok kelimeler arasında ortaya çıkan dil bilgisel bir ilişkidir.

Değiştirimin türlerini belirleyen şey de anlamsal özellikler değil, değiştirilen ifadenin dil bilgisel işlevidir. Değiştirilen öge bir isim, fiil veya cümle olabilir. Buna göre değiştirim üç şekilde ortaya çıkar: İsme dayalı, fiile dayalı, cümleye dayalı değiştirim.

4. Bağlama Ögeleri: Türkçedeki bağlama ögeleri ile ilgili bilim adamları arasında farklı yaklaşımlar ve sınıflandırmalar bulunmaktadır.

Bazı kaynaklarda bağlama ögeleri, bağlaçlar başlığı altında değerlendirilirken, bazı kaynaklarda edatlar başlığı altında değerlendirilmektedir.

Muharrem Ergin (1999, ss. 341-344), bağlama ögelerini, bağlama edatları başlığında altında değerlendirir ve dil birliklerini, kelimeleri, kelime gruplarını, cümleleri şekil ve mana bakımından birbirine bağlayan edatlardır, şeklinde tanımlar.

Banguoğlu (2000, ss. 390-396), konuyu bağlam başlığı altında değerlendirir ve söz içinde iki kelimeyi, aynı değerde iki cümle unsurunu, iki yargıyı ve bazen de iki paragrafı bağlamaya yarayan kelimelere bağlam denir, şeklinde tanımlar.

Korkmaz (2003, ss. 1091-1136), ise konuyu bağlaçlar başlığı altında ele alır ve kelimeleri, kelime gruplarını, cümleleri ve kimi zaman da paragrafları şekil ve anlam bakımından birbirine bağlayan ve yüklendikleri işlevler ile bağlandıkları sözler arasında türlü anlam ilişkileri kuran bağlama ögeleridir, şeklinde tanımlar.

Hengirmen (2002, ss. 175-194) bağlama ögelerini bağlaçlar başlığı altında değerlendirir ve bağlaçları şöyle tanımlar: Eş görevli sözcükleri, sözcük öbeklerini ve cümleleri birbirine bağlayan sözcüklere bağlaç denir.

Öğrencilerinin yazılı anlatımlarındaki bağlama ögelerinin sıklıklarının değerlendirilmesinde bağlama ögesinin metindeki işlevi esas alınmıştır (Can, 2012; Coşkun, 2005; Karatay, 2010). Örneğin “de” bağlacı “Bugün Ahmet de gelmedi.” cümlesinde ekleyici bir işlev üstlenirken “Sınava hazırlanmasına hazırlandı da kazanamadı.” cümlesinde zıtlık bildirme işlevi ile karşımıza çıkmaktadır.

Witte ve Faigley (1981) ise bağlama ögelerinin aslında kendilerinin bağdaşıklık aracı olmadığını; ancak söylemde başka bir bileşenin varlığını ön gören anlamlar ortaya koyduklarını söyler.

...


5. Kelime Bağdaşıklığı: Metinde bağdaşıklık ilişkisi kurma yollarından biri de kelime bağdaşıklığıdır.
Halliday ve Hasan (1976, s. 274) daha önceki dört bağdaşıklık aracını (gönderim, eksiltili anlatım, değiştirim, bağlama ögeleri) dil bilgisel bağdaşıklık araçları olarak tanımlar. Kelime bağdaşıklığının ise kelime hazinesinin seçimi ile gerçekleştirildiğini söyler.

Halliday ve Hasan (1976, s. 288), kelime bağdaşıklığını iki başlık altında ele almıştır: tekrar ve aynı kavram alanından kelime kullanma.

Halliday ve Hasan (1976, s. 288), bağdaşıklık ilişkisi bakımından tekrarı; kelimenin aynen tekrarı, eş ya da yakın anlamlı kelime kullanma, kelimenin üst anlamlısını kullanma ve genel anlamlı kelime kullanma başlıkları altında değerlendirirken aynı kavram alanından kelime kullanımını ayrı bir başlık olarak değerlendirir.


Tutarlılık

Metin dil biliminin üzerinde durduğu, metin ölçütü olarak kabul ettiği diğer bir unsur ise tutarlılıktır. Bir metinde bağdaşıklık unsurlarından daha çok tutarlılık aranmakta ve tutarlı olmayan metinler yetersiz ve eksik bulunmaktadır (Aytaş, 2008, s. 57).

İyi hazırlanmış bir metinde biçimsel olarak yer alan bağdaşıklık unsurlarının yanında anlamsal tutarlılığın da bulunması gerekmektedir.

Metnin tutarlılığı, metinde anlatılmak istenenin, metnin bütününü kapsayacak şekilde gerçekleştirilmesi, sonra söylenenlerin öncekileri desteklemesi ve metnin kendi içinde çelişmemesidir.

Gutwinski (1976, ss. 26-27) tutarlılık kavramının daha çok paragrafla ilgili olduğunu söylemektedir. Buna göre iyi kurulmuş bir paragraf bütünlük ve tutarlılık tarafından karakterize edilmektedir.

Bütünlük, paragraftaki bütün cümlelerin, bir konu cümlesi (ana düşünce) tarafından ifade edilen tek bir husus ile ilgili olduğunda gerçekleşir. Eğer paragraf tutarlıysa okur bir cümleden diğerine düşüncede eksikliklerin olduğunu hissetmeksizin kolaylıkla hareket eder.

Toklu (2003, ss. 124-125) tutarlılık kavramının metin içindeki anlamsal ve mantıksal bağlantı olarak görüldüğünü söyler.

Günay’a (2001, s. 100) göre bir metnin tutarlı olması, her yeni bilginin öncekilerle ilintili olması ve önceki bilgilere katkı yamasıyla gerçekleşir.

Balcı (2009, s. 253) ise bağdaşıklığın metnin yüzeyinde, dilsel ögeler aracılığıyla görülebilirken tutarlılığın derin yapıda oluşan anlamlar arasındaki mantıksal bağlantılar ve belirli dilsel ögelerle oluştuğunu söyler.

Karatay (2010, s. 375) ise tutarlılığı, metindeki bilgilerin belli bir birlik ve bütünlük içinde zihinde anlam bakımından bir şema yaratması, canlanması, metinde işlenen konu etrafında adeta kalıplaşarak şekil alması olarak tanımlar.

Van Dijk’e göre (aktaran Coşkun, 2005, s. 104) tutarlılık, “tema, fikir, sonuç veya söylemin özüdür”. Bir metinde tutarlılıktan bahsetmek için cümleler arasında mantıksal bir düzen olması ve yerinde yapılan geçişler aracılığıyla metinde birlik sağlanması gerekir.

Metin dil bilimin ilk çalışmalarında tutarlılık, metni oluşturan cümleler arasındaki cümle boyutunu aşan dil bilgisel ve anlamsal her türlü ilişkiyi kapsayan bağlantı olarak tanımlanırken daha sonra cümleler arasındaki dil bilgisel ilişkiler, bağdaşıklık kavramı çerçevesinde ele alınmış; tutarlılık ise metin içindeki anlamsal ve mantıksal bağlantı olarak görülmeye başlanmıştır (Toklu, 2003, s. 124).

Aksan’a göre (1999, s. 259) ise bağdaşıklık, metni kuran sözceler arasındaki dil bilgisel bağlantıları tanımlarken tutarlılık, bir metinde sözceler arasındaki anlam ve mantık bağlantısını ifade eder.

Witte ve Faigley’e göre de (1981, s. 202) bağdaşıklık, metni bir araya getiren mekanizmaları, tutarlılık, metnin anlaşılmasını ve kullanılmasını sağlayan altta yatan anlamsal ilişkileri tanımlar.

Tutarlılık, bağdaşıklık kavramı üzerine inşa edilebilecek bir kavramdır. Bir metni bağdaşıklık kavramı doğrultusunda incelemek sözcüklerin, cümlelerin ve paragrafların birbirleriyle olan bağlantılarını ortaya koymak demektir.

Bir metni tutarlılığı bakımından incelemek ise üst yapı çerçevesinde metnin tümünü anlamsal olarak değerlendirmek demektir. Cümleler ve paragraflar arasındaki ilişkileri incelemek bağdaşıklık, metnin bütünü ile ilgili değerlendirmede bulunmak ise tutarlılık kavramı ile ilgilidir.

Metni oluşturan unsurlar ve cümleler yapısal bir bütünlük göstererek art arda gelse de tutarlılık bakımından bu cümlelerin belirli bir anlam bütünlüğü içerisinde birbirini izlemesi ve sonuçta belirli bir anlam boyutu içinde art arda gelmesi gerekmektedir.

Eğitim sistemimizde öğrencilerin yazılı anlatımları; konunun mantıksal tutarlılık ve bütünlük içinde anlatılması, paragraflar arasında uygun geçişlerin sağlanması, ana fikrin yardımcı fikirlerle yeterince desteklenmesi, sonuç ifadesinin konuyu bağlayıcı ve etkileyiciolması gibi metnin nitelik özellikleri ve yazma kalitesi ile ilgili hususların göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi yerine biçim özellikleri, yazım ve noktalama ve dil bilgisi bakımından değerlendirilmektedir. Bu durum da öğrencilerin yazma becerilerinin geliştirilmesine yönelik etkinliklerde paragraflar arası uygun geçişlerin sağlanması, ana düşünce ve yardımcı düşünceler arasındaki bütünlük, metnin tutarlı olması gibi yazma kalitesini artıracak çalışmaların geri planda kalmasına yol açmaktadır. Ortaöğrenimini tamamlayan öğrencilerin kendilerini yazılı olarak ifade etme konusunda sıkıntı yaşadıkları görülmektedir (Can, 2012; Karatay, 2010).

Metin dil bilim temelli metin çözümlemesinin, öğrencilerin bağdaşıklık araçlarını kullanma düzeylerine ve tutarlı metin oluşturma becerilerine etkisinin incelenmesi bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Araştırmanın alt problemlerine ise aşağıda yer verilmiştir.
1. Öğrencilerin yazılı anlatımlarında bağdaşıklık araçlarını kullanma düzeyleri nedir?
2. Öğrencilerin yazılı anlatımlarında tutarlı metin oluşturma düzeyleri nedir?
3. Öğrencilerin bağdaşıklık araçlarını kullanma becerilerinde uygulama öncesi ve sonrasında anlamlı bir farklılık var mıdır?
4. Öğrencilerin tutarlı metin oluşturma becerilerinde uygulama öncesi ve sonrasında anlamlı bir farklılık var mıdır?
...
Çalışmanın sonuçlarından hareketle öğrencilerin yazma becerilerini geliştirmeye yönelik şu öneriler ileri sürülebilir:

1. Yazma eğitiminde öğrencilerin yazılı anlatımlarındaki biçimsel hataların düzeltilmesinden çok anlamsal bütünlüğe sahip metin oluşturma becerilerinin geliştirilmesine yönelik çalışmalara yer verilmesi gerekmektedir.
2. Öğretmenler, öğrencilerin, bağlama ögelerini cümle içinde, cümleler arasında ve paragraflar arasında nasıl kullanmaları gerektiği ile ilgili uygulamalı çalışmalar yaptırmalıdır.
3. Öğrencilerin aynı kelimeyi çok sık tekrar etmelerinin önüne geçebilmek için o kelimenin yerine eş-yakın anlamlısının ya da gönderim ögelerinin kullanılması ile ilgili çalışmaların yapılması yararlı olabilir. Böylece zengin bir kelime dağarcığına sahip bireyler yetiştirilebilir.
4. Metin çözümlemeleri, öğrencilere okuduklarını yorumlama ve ifade etme becerisi kazandırması bakımından oldukça önemlidir. Derslerde şiir, hikâye ve roman çözümlemelerinin yapılması ve öğrencilerden bu çözümlemelerin yazılı olarak ifade edilmesinin istenmesi yazma becerisinin geliştirilmesi amacıyla yapılabilecek uygulamalardandır.
5. Öğrencilerin yazdıkları metinlerde tutarlılığı sağlamalarına yardımcı olmak amacıyla derslerde işlenen metinlerin yapılarının tespit edilmesi ve bu yapılar arasındaki bağlantıların ortaya konması yararlı olabilir.

dergipark.ulakbim.gov.tr/mersinefd/article/download/.../5000106091


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder