29 Eylül 2015 Salı

Dil Bilimin Kolları


Dilbilim, LİNGUİSTİK olarak da bilinir, dili bir sistem olarak gören ve niteliğini, yapısını, birimlerini ve dönüşümlerini inceleyen bilim dalı. Dilbilim terimi, ilk kez 19. yüzyılda dil incelemelerindeki yeni bir yaklaşımı geleneksel filolojiden ayırmak için kullanılmıştır. Filoloji öncelikle dilin yazılı metinlere yansıyan tarihsel gelişimiyle ilgilenir.
http://www.turkcebilgi.com/linguistik
*
Dil bilimilengüistik veya lîsaniyatdilleri dil bilgisi, söz dizimi (sentaks) ve fonetik gibi çeşitli açılardan yapısal olarak inceleyen bilim dalı.
Genel (veya kuramsal) dil bilimi dillerin yapılarını (dil bilgisi) ve anlamlarını (anlam bilimi) inceler. Dil bilgisinin incelenmesi, biçim bilimi (sözcüklerinoluşumu ve değişimi) ve söz dizimini (sözcüklerin ifade veya cümle oluşturmak için bir araya getirilmesi ile ilgili kurallar) kapsar. Dili sesler aracılığıyla ifade etmek için kullanılan sistem olan ses bilimi de bu alanın bir parçasıdır.
Dil bilimi, genelgeçer dil özelliklerini bulmak ve gelişimleri ile kökenlerini açıklamak için dilleri karşılaştırır (karşılaştırmalı dil bilimi) ve dillerin tarihleri üzerinde araştırma yapar (tarihsel dil bilimi). Ses bilimi, dil biliminin bir dalı olarak, seslerin üretilişi, hareketi ve algılanışını inceler. Sosyal bir bilim olan dil bilimi ile doğa bilimlerinden fiziğin ilişkilendirilebileceği tek noktadır.
Uygulamalı dil bilimi dilbilimsel teorileri, yabancı dil öğretimi, konuşma terapisi, çeviri ve konuşma bozukluğu gibi alanlarda uygulamaya geçirir.
https://tr.wikipedia.org/wiki/Dilbilim
*
Dil Bilimin Kolları

Dil olgusunu ve yeryüzündeki tüm dilleri genel olarak bütün yönleriyle konu edinip inceleyen bilim dalının adı "dil bilimi"dir. Dil biliminden farklı olarak dil bilgisi ise, ele alınan bir dilin en küçük birimi olan seslerinden, en büyük birimi olan cümlelerine kadar içinde barındırdığı tüm dilsel unsurlarını araştırıp inceler ve birtakım yargılara varır. "Gramer" olarak da adlandırılan bu bilgi alanı, ses bilgisi (fonetik), biçim bilgisi (morfoloji), köken bilgisi (etimoloji) ya da lehçe bilgisi (diyalektoloji) gibi çeşitli kollara sahiptir.

1. Ses Bilgisi (Fonetik)
Bir dilin en küçük yapı taşı sestir ve ses bilgisi, sesleri kendisine inceleme konusu yapar. Her dilin kendisine özgü olan ses dizimini ele alır ve ses, sesbirim, alt sesbirim gibi sese ait olan kavramları açıklayıp bu unsurlarla ilgili tanım ve sonuçlara varmaya çalışır. Ayrıca, ses unsurunun ortaya çıkışı, dil seslerinin nitelikleri ve tasnifi, seslerdeki değişim ve gelişmeler, vurgu ve tonlama özellikleri vb. gibi konulara açıklık getirir.
Örneğin, doy- fiilinin en eski biçimi olan tod- fiilinden yola çıkarak, bu fiildeki seslerin hangi aşamalardan geçerek nasıl bu hâli aldığını ya da kalp kelimesine bir sesli harf geldiğinde, bu kelimenin sonunda yer alan /p/ sesinin /b/ sesine nasıl dönüştüğünü açıklamaya çalışır.

2. Biçim Bilgisi (Morfoloji)
Dildeki biçimbirimleri, yani kök ve ekleri inceleyen alandır. Kökleri ve ekleri sınıflandırır ve bu unsurları açıklamaya çalışır. Dildeki kök ve eklerin nasıl kullanıldığını, birbirleriyle ilişkilerini, isim ve fiil köklerini, yapım ve çekim eklerini, sözcük türlerini ve türetme şekilleriyle kök, ek, gövde gibi kavramlara temas eder.
gözlükçü kelimesinin kök ve eklerine nasıl ayrılacağı ve bu kök ve eklerin tanımlama ve açıklamalarının nasıl yapılacağı, bu bilgi alanının konusu dâhilindedir.

3. Köken Bilgisi (Etimoloji)
Dildeki kelime ve kelime köklerinin ilk şeklinin nasıl olduğu, hangi köklerden türediği, tarihî süreç içerisindeki değişimleri, ilk olarak hangi anlamları taşıdığı vb. gibi geçmiş zamanlara yönelik araştırmalar yapan köken bilgisi, dilsel unsurların geçmişleri ile ilgilidir. Kelimelerin kaynağını, biçimsel ve anlamsal değişikliklerini, tarihsel seyirlerini ve aralarındaki bugün ile geçmiş bağlantılarını araştırır. Ses bilgisi ve anlam bilgisi ile de yakından ilgilidir.
kâtip "yazman" kelimesinin Arapça bir kök olan "ktb"den fâ'il vezninde türetildiğini ve Arapçadan Türkçeye geçtiğini ortaya koymak köken bilgisinin görevidir.

4. Dizim Bilgisi (Tümce Bilgisi/Söz Dizimi/Sentaks)
Dildeki kelimelerin birbirleriyle olan ilişkilerini, kelime ve kelime gruplarının cümle içerisindeki durumlarıyla görevlerini inceleme konusu edinen dizim bilgisi, cümlenin öğelerini ve cümle türlerini de araştırır ve tanımlar.
"Öğretmen, yıllar sonra ödülünü alır." cümlesini öğelerine ayırmak, cümle türünü belirlemek, cümle içerisinde yer alan kelimelerin görevlerini incelemek bu bilgi alanının görevidir.
5. Anlam Bilimi (Semantik)
Anlam bilimi, dildeki kelimelerin anlamları üzerinde durur ve işaret ettikleri anlamlarla kelimeler arasındaki ilişkileri konu edinir. Kelimelerin esas ve yan anlamları, eş ve zıt anlamlıları, cümle içindeki anlamları gibi unsurlar üzerine yoğunlaşır. Kelimelerin anlamlarında meydana gelen değişimler de anlam biliminin konuları arasındadır.
Örneğin, yüz kelimesinin sayı olan yüz, uzuv olan yüz, "üst kısım" anlamındaki yüz ya da yüz- fiili gibi çeşitli anlamları karşıladığını araştırmak ve bu konuda hükümlere varmak anlam bilimi sayesinde olanaklıdır.

6. Lehçe Bilgisi (Diyalektoloji)
Bir dilin lehçe, ağız ve şive gibi dallarını, bunlar arasındaki ses, şekil ve söz farklılıklarını ortaya koymayı amaçlayan lehçe bilgisi, bu dalların ve bunlar arasındaki farklılıkların ortaya çıkış süreçlerini, hangi bölgelerde nasıl kullanıldıklarını ortaya koymayı amaçlar.
Türkçenin lehçelerinden Türkiye Türkçesi ile Altay Türkçesi arasındaki ilişkileri, benzer ve farklı yönleri ya da bu iki lehçenin birbiriyle olan tarihî ya da güncel etkileşimlerini araştırmak lehçe bilgisinin görevidir.
7. Sözcük Bilgisi (Leksikoloji)
Bir ya da birden fazla dil arasında, sözcüksel düzeyde çeşitli amaç ve yöntemlerle karşılaştırmalar yapan sözcük bilgisi, sözcüklerin derlenip bir araya getirilmesi, sınıflandırılması ve sıralanmasını da içerir. Bu alan, sözlüklerin oluşturulmasına imkân sağlar ve sözcük öğretimi ile kelime hazinesinin gelişimi konularını da bünyesinde barındırır.
Bir ya da birden fazla dilli sözlüklerin hazırlanması aşamasında sözcük bilgisi en temel vazifeyi görür.
8. İsim Bilgisi (Onomastik)
"İnsanlar varlıkları nasıl ve neden isimlendirir? Neden her dilde farklı isimlendirmelere rastlanır?" gibi sorulara cevap vermeye çalışan bilgi alanıdır. En başta insan adlarını konu edinen bu alan, geçmişten günümüze kadarki süreçte isimlendirmeleri konu edinir ve isimlendirme meselesinin köklerine inmeyi amaçlar.
Maddelerin yanmasıyla ortaya çıkan ateşin Eski Türkçede "od", İngilizcede "fire", Almancada "feuer" ya da Rusçada "огонь" olarak adlandırılmasının nedenlerini araştırmak isim bilgisinin görevlerinden biridir.

9. Gösterge Bilgisi (Semiyoloji)
Dil göstergeleri haricinde dil dışı göstergeleri de ele alan gösterge bilgisi, dil bilimine yardımcı bir alandır. Simge, sembol ya da işaretleri ortaya çıkış nedenleriyle birlikte inceler ve yorumlar. Ayrı bir bilim dalı niteliğindedir. Temelleri Saussure tarafından atılmıştır.
Örneğin, a sesinin neden "b" simgesi ile değil de "a" ile gösterildiği gösterge bilgisinin inceleme alanına girer.

9. Bilişsel Bilim
Gösterge bilgisi gibi dil bilimine dolaylı yoldan yardımcı olan bilişsel bilim; matematik, bilişim, biyoloji, felsefe ya da psikoloji gibi pek çok bilim alanının dil bilimiyle ortaklaşa çalışmalarda bulunmasını sağlar.
Doğal dil işleme ya da bilgisayar ortamında gerçekleştirilen dil çalışmaları, dijital tercüme programları vs. bilişsel bilimle doğrudan ilgilidir.

*
Dilbilgisinin bölümleri

Gramer teriminin Türkçe karşılığı olan dilbilgisi, daha yaygın tanımıyla bir dilin yapısı hakkında bilgi veren bir kitap olarak anlaşılır ve sesbilgisi, biçimbilgisi, sözdizimi ve kısmen anlambilimini içerir.

Amacına göre de dilbilgisi şu bölümlere ayrılır:

1. Kuralcı dilbilgisi, yazı dilini esas alır ve dilin kullanımıyla ilgili olarak neyin doğru, neyin     yanlış olduğunu kurallar halinde ortaya koyar.

2. Betimleyici dilbilgisi, bir dilin belli bir zamandaki durumunu yargılamadan, olduğu gibi betimlemeye çalışır. Dillerin nasıl konuşulup yazılacağıyla değil, konuşma ve anlama olgularının nasıl gerçekleştiği ile ilgilenir. Kural koymaz, var olanı tanımlar.

3. Tarihi dilbilgisi, dilin bilinen en eski dönemlerinden başlayarak isim aşamalarını, zaman    içerisinde geçirmiş olduğu değişiklikleri inceler.

4. Karşılaştırmalı dilbilgisi, bir ana dilden kaynaklanan dil ve diyalektleri bir arada ele alır; karşılaştırarak benzerlik ve farklılıklarını ortaya koymaya çalışır. Karşılaştırma yapı bakımından farklı diller arasında da olabilir.

5. Filolojik dilbilgisi, bir dille ilgili yazılı ürünleri edebiyat tarihi, edebiyat bilgisi, dilbilgisi, metin tamiri ve metin eleştirisi açılarından inceler.( Demir ve Yılmaz, 2006,s.31 -32)

...
Hüseyin Başdoğan

*

  



Test





Ek Okuma

DİLBİLİMİ VE DİLBİLGİSİ

Dilbilimi, dil olgusunu ve yeryüzündeki tüm dilleri genel olarak bütün yönleriyle konu edinip inceleyen bilimin adıdır.  Arapçada sarf ve nahiv ilmi, batı dillerinde ise gramer olarak adlandırılır.

Bir dilin, seslerden cümlelere kadar ihtiva ettiği bütün dil birliklerini, geniş bir şekilde anlam ve görev bakımından inceleyen kurallara ise dilbilgisi denir.

Dilbilgisi, diğer birçok kuralın aksine belirli bir grup tarafından hazırlanmayıp, o dili kullanan insanların zaman geçtikçe gerekli kuralları yaratmalarından veya var olan kuralları dilin gelişimiyle birlikte değiştirmelerinden oluşur.

Dilbilgisi, incelediği dil unsurlarına göre kendi içinde bölümlere ayrılır:

• Dilin seslerini inceleyen kısmına ses bilgisi (fonetik)
• Dili yapı yönünden inceleyen, kelime ve şekilleri konu edinen kısmına şekil bilgisi (morfoloji veya sarf)
• Kelime ve şekillerin çıkış yerlerini, yani menşelerini araştıran kısmına köken bilgisi (etimoloji)
• Kelime ve şekillerin aralarındaki münasebetler ile cümleleri inceleyen dalına cümle bilgisi veya söz dizimi (sentaks veya nahiv)
• Dilin anlam oluşturma mekanizmalarını inceleyen kısmına ise anlam bilgisi (semantik) denmektedir.
Bu bölümlerin hemen hepsi dilbilgisi içinde ayrı ayrı incelenmelerine rağmen, birbirlerinden kesin çizgilerle ayrılmazlar ve daima birbirlerine karışırlar. Bu itibarla dilbilgisi, bir dili bütün cepheleriyle bir bütün olarak ele alıp inceleyen ilmin adıdır.
...
İsa Sarı,
*


Dil bilimi ve Alt Dalları
(Soner Akşehirli)

Anlam Bilimi / Semantics :
Dilsel yapıların anlamının incelenmesi. Konuşma, sohbet gibi diyalog içindeki anlamın incelenmesi, anlam biliminin değil söylem analizinin konusu olmalıdır. Anlam bilimi, kelime ve cümle seviyesindeki anlamı içerir.

Antropolojik dil bilimi / Antropological Linguistics :
Bir dil toplumuna ve kültürüne özgü olarak gerçekleştirilen dil incelemesi. Antropolojik dil bilimi genellikle daha az belgelenmiş dillerle ilgilenir. Bu tanım etnolinguistiği de içerir.

Bilgisayar dil bilimi / Computational Linguistics :
Dil incelemesinde bilgisayar biliminin kullanımı. Bu tanım yapay zeka ve Doğal Dil İşlemi (NLP)’ni de içerir; ancak matematiksel dil bilimini içermez.  Bilgisayarla yapılan çeviriler en önemli faaliyet alanıdır.

Dil Belgelemesi / Language Do*****entation :
Dilbilimsel alan metotlarını ve alan çalışma tekniklerini içeren, dil tasviri ve belgelemesine ilişkin teori, metodoloji ve işlemler. Mesela, bir alana ait teknikler için hazırlanan el kitabı.

Dil bilimi tarihi / History of Linguistics :
Linguistik biliminin tarihinin ve gelişiminin incelenmesi. Mesela Saussure’ün bir biyografisi ya da Platon’un dille ilgili fikirlerinin analiz edimesi.

Dil bilimi ve Edebiyat / Linguistics and Literature :
Dilbilimsel analizlerin edebî metinlere uygulanması. Bu tanım Üslup bilimini (stylistics) ve Şiir bilimini (poetics) de içerir.

Dil Felsefesi / Philosopy of Language :
Felsefenin dile ve dil bilimi teorisine uygulanması. Sapir-Whorf hipotezi, sözlü ve sözsüz düşüncenin karşılaştırmalı olarak ele alınması gibi konuları içerir.

Dil Kazanımı / Language Acquisition :
İnsan dilinin edinim sürecinin incelenmesi. Dil kazanımı, ya yetişkin veya çocukların dil edinimi ile ilgili materyallerin tasviri ya da anadili veya ikinci dil öğrenimi için kullanılabilir. Ancak, eğer materyaller özel olarak dil öğretimi, veya pedagojik bakış açısından dil öğrenimi ile ilgili olursa bunların Uygulamalı Dil bilimi (applied linguistics) içine dahil edilmesi daha doğru olur.

Dilbilimsel Teoriler / Linguistic Theories :
Dil bilimi için temel oluşturan, genellikle ses bilimi (phonology) ve söz dizimi (syntax) gibi birden fazla alt dalı kapsayan teoriler. Mesela Evrensel gramer teorisi, dönüşümlü gramer teorisi gibi.

Edim Bilimi / Pragmatics :
Bir dil kullanımının, gerçekleştiği bağlama göre incelenmesi.

Genel dil bilimi / General Linguistics :
Herhangi bir alt dala ya da bir dil bilimi teorisine indirgenmemiş geniş dil bilimi çalışması.


Hukuksal dil bilimi / Forensic Linguistics :
Dilbiliminin hukuğa uygulanması. Hukuksal dil bilimi dilbilimsel metodolojinin hukukî tesbitler yapmak için kullanılmasıdır. Sorgu odasındaki dilin analizi en iyi şekilde söylem analizi olarak tasnif edilir.

Kognitif bilim / Cognitive Science :
İnsan zihninin, özellikle dille ilgili olarak incelenmesi. Dil üzerine bir deney ya da öngörü; veya zihin araştırması gibi konuları içerir.

Matematiksel Dil bilimi / Mathematical Linguistics :
Dilin matematiksel özelliklerinin ele alındığı dil bilimi alanı. Gramerin şeklî özellikleri ile ilgili çalışmalar bu alana girer.

Metin ve Külliyat Dil Bilimi / Text and Corpus Linguistics :
Geniş bir pasajın, bir metnin veya metinler külliyatının dilbilimsel özelliklerinin incelenmesi. Bu tanım, metinlerin bilgisayarlı incelemesinin yanı sıra gösterge bilimi (semiotics) ve tür analizini de içerir.

Psikolojik Dil Bilimi / Psycholinguistics :
Hafıza ve zeka gibi, dilin arkasında yer alan psikolojik mekanizmalar vasıtasıyla, psikoloji biliminin dil bilimine uygulanması.

Ses Bilgisi / Phonetics :
Konuşma dilindeki seslerin yapısı,  boğumlanma ve algılanması üzerine yapılan sınıflama ve inceleme çalışması.  Bu tanım hem anatomik ses bilgisini hem de akustik ses bilgisini içerir. Bu alanda yapılan veri tabanı oluşturma, grafik sunum, sözlük gibi çalışmalar eğer bir dilin seslerine ilişkinse ses bilgisi altında yer alır.

Ses Bilimi / Phonology :
Bir dilin veya genel olarak dillerin ses sistemini oluşturan örüntülerin ve ilkelerin incelenmesi.  Bu alanda yapılan veri tabanı oluşturma, grafik sunum, sözlük gibi çalışmalar eğer bir dilin ses sistemine  ilişkinse ses bilimi altında yer alır.

Sinirsel Dil bilimi / Neurolinguistics :
Beyin yapısının ve dilin beyindeki fiziksel görünümünün incelenmesi. Beyindeki hasarların dil bozuklukları açısından incelenmesi, anadil edinimi sürecinde beynin sinirsel gelişimi gibi konular bu alana dahildir.

Söylem analizi / Discourse Analysis:
Birbirine bağlı konuşmalar [ya da dil kullanımları]  arasındaki örüntü ve anlamların incelenmesi. Bu tanım mizah (humor) incelemeleri, karşılıklı konuşma analizi, etkileşimli sosyolinguistik ve özel şartlardaki dil kullanımını (mesela mahkemede) inceler. Söylem dökümleri, Söylem Sunum Teorisi veya farklı konuşma türleri üzerine (msl.Doktor/hasta diyaloğu) üzerine yazılan makaleler örnek olarak verilebilir.

Söz dizimi / Syntax :
Bir cümle içindeki kelimeler ve diğer birimler arasındaki gramatikal ilişkilerin incelenmesi.

Sözlük Bilgisi / Lexicograpy :
Tek dilli ya da çok dilli sözlüklerin veya sözlüksel kaynakların oluşturulması ve incelenmesi işlemi.

Şekil Bilimi / Morphology :
Kelimelerin yapısı ile ilgili incelemeler.

Tarihsel dil bilimi / Historical linguistics :
Dil değişimlerinin art zamanlı olarak incelenmesi.   Bu tanım; karşılaştırmalı tarihsel dil bilimini, genetik sınıflama ile filolojik ve etimolojik incelemeleri içerir. Etimolojik inceleme sözlük bilgisine [lexicohraphy] de dahil edilebilir.

Tercüme ve Aktarım / Translating and İnterpreting :
Bir dili bir başka dile konuşma veya yazma yolu ile çevirme işlemi.   Bu tanım; en iyi çeviri ve aktarma yöntemlerine ilişkin teorik  tartışmaları ve çevirideki yardımcı uygulamaları içerir. Eğer  çeviri, bir dilin yapısını örneklemek amacını taşıyorsa, çevrilen metin “Dil Tasviri” (language description) altında sınıflanmalıdır.

Tipoloji / Typology :
Diller arasındaki benzerlikler ve farklılıkların herhangi bir genetik ilişkiye bağlı olmaksızın incelenmesi ve dil tiplerinin kategorileştirilmesi. Bu tanım tümellerin (universals) tasvirî ve karşılaştırmalı incelemesini de içerir. 

Toplumsal Dil Bilimi / Sociolinguistics :
Dilin,  konuşulduğu toplum bağlamında incelenmesi. Çok dillilik (multilingualism), folklor, karma ve melez diller, diyalektoloji, dil planlaması ve sınıf incelemeleri toplumsal dil bilimi konuları arasında yer alır.

Uygulamalı dil bilimi / Applied Linguistics :
Dilbilimsel metotların dil ve eğitimde, mesela okuma-yazma ve yabancı dil öğreniminde uygulamalı olarak kullanımı. Bu tanım ikinci dil öğrenimi ve farklılaştırıcı (contrastive) dil bilimini de içerir. Öğretim materyalleri, dil öğrencileri için hazırlanan rehberler ve yetişkinlerin dil öğrenimi üzerine yapılan incelemeler de bu gruba girer.

Yazı Sistemleri / Writing Systems :
Konuşma dilinin kağıt üzerinde veya başka bir ortamda görsel sunumu ve yazı ve yazı sistemleri üzerine yapılan incelemeler.

*


dil bilimin alt dalları
Anlambilim( semantik)
Göstergeler arası ilişkiler ile bu ilişkilerin yarattığı anlamları inceler.
Dilbilgisi ( gramatik )
Dilin işleyiş düzenini, genel kurallarını ele alır.
Edimbilim ( pragmatik )
Konuşan kişinin tepki, etkileşim, güdülenme gibi eyleme eşlik eden davranışlarını ve bu davranışların etkilerini inceler.
Göstergebilim (semiyoloji)
Dili toplumsal, kültürel ve anlam boyutunda varlık gösteren göstergeleri  inceler.
Sinirseldilbilim (nörolinguistik)
Beynin yapısını ve dil ile ilişkisini inceler.
Sözbilim ( retorik )
Söz sanatlarını ve anlatım yöntemlerini inceler. Sözcüklerin seçimini ve sözcüklerin sıralamasını değerlendirir.
Sözlükbilim ( leksikoloji )
Sözlük bilimidir. Sözcüklerin dizinlenmesi ve anlamlarının verilmesi üzerinde durulur.
Sözcükbilim
Bir dilin söz varlığını oluşturan sözcükleri, sözcüklerin yapılarını, kökenlerini, anlamlarını ve sözcüklerin zaman içindeki değişimlerini inceler. Sözlükbilim, biçimbilim gibi alt türleri vardır.
Sözdizimi ( sentaks)
Cümlelerin özelliklerini ve kelimelerin sıralanış kurallarını inceler.
Toplum dilbilim
( sosyolinguistik)
Dil olgularıyla toplumsal olgular arasındaki bağı inceler.
Sesbilim ( fonoloji )
Sesleri inceleyen bilimdir. Dilin seslerden oluşan bir sistem olduğu bilinciyle seslerin dil ve anlam ilişkilerindeki yerine değinir.
Fonetik
Fonolojiye göre daha dar kapsamlıdır. Konuşma seslerinin fiziki yönüyle ilgilenir.
Uygulamalı dilbilim
Ana dil öğretimi,okuma, dinleme, yazma gibi temel dil becerilerini inceler.
Biçimbilim ( morfoloji)
Sözcük yapılarını, türetme yollarını, çekim biçimlerini inceleyen dil bilgisi koludur.
Metindilbilim
Metinleri inceleyen onların iç yapıları ile diğer metinler ile ilişkilerini değerlendiren dilbilim alanıdır.
Onomastik
Ad bilimidir. Herhangi bir kavramın başka dillerde nasıl karşılandığını inceler. Aynı zamanda özel adların kökenlerini araştıran bilim dalıdır.
*


DİLBİLİM NEDİR?
          
           Prof. Dr. Zeynel Kıran

En genel tanımıyla dilbilim, dil yetisinin ve doğal dillerin bilimsel incelenmesidir.

Burada Öncelikle iki terimi açıklamak gerekir. Çok gerekli olmasına karşın, “dil yetisi” ile “dil” arasındaki ayrım hep unutulmuştur.

İnsan topluluklarında bireyler konuşurlar, dinlerler, konuşma aygıtıyla üretilen ses dizileri aracılığıyla duygu ve düşüncelerini birbirlerine aktarırlar. Duruma göre, her birey hem konuşucu hem de dinleyici/alıcı olabilir. Kendisine gönderilen ses dizimlerini algılar, yani onları deşifre eder, yorumlar ve yeniden üretir.
Dilsel davranışlar diye adlandırdığımız bu etkinlikler (resim, jest, yazı ve diğer kodlar vb.) simgesel araçlar ya da davranışlar, genellikle dil yetisi denilen, insana özgü ve insanın bir parçası olan bir yetinin gerçekleşmesi ya da anlatımı olarak kabul edilebilir. Aslında, “dil yetisi” kavramı tümüyle kuramsaldır, insanın konuşan bir varlık olduğunu açıklamak amacıyla baş vurulan bir kavramdır. Konuşucular tarafından üretilen ses dizileri bir dilden öbürüne değişiklikler gösterir. İnsan toplulukları, dil yetisinin farklılaşmasından ortaya çıkan Türkçe, Fransızca, İngilizce, Çince gibi özel ve doğal diller geliştirmişlerdir.
Kısacası dil yetisi bir iletişim aracı yardımıyla, insanlar arasındaki iletişimi sağlayan insana özgü bir yetidir. Buradaki iletişim aracı dildir: Dil, aynı dilsel topluluk üyelerinde ortak olan bir sesli göstergeler dizgesidir. Dil yetisi insanın değişmeyen ve evrensel bir özelliğidir, oysa diller her zaman özeldir ve değişirler.

Dilbilim, 1950'den sonra bir pilot-bilim rolü üstlenerek, insan bilimleri arasında ayrıcalıklı bir yer kazanmıştır. Bugün, budunbilim, toplumbilim, ruhbilim, ruh çözümlemesi dilbilimin yöntem ve terimcesinden büyük ölçüde yararlanmaktadır.

Çağdaş dilbilimin bir bilim dalı olduğunu söylemek, beraberinde bir takım içermeleri de getirmektedir . Dilbilimin temel görevi, dilin betimlemesini yapmaktır. Bu betimleme, her türlü kuralcılıktan uzak, olguların salt gözlemine dayanır. Bu anlamda, dilbilim kesin(matematiksel) bir bilimdir: Bir nesnesi, bir alanı ve bir yöntemi vardır. A. Martinet'nin deyimiyle ''bir incelemeye, olguların gözlemine dayanıp bir takım estetik ve ahlak ilkeleri adına, bu olgular arasından bir seçme yapılmasını önermekten kaçındığı zaman bilimsel denir. Bu durumda, “bilimsellik” “kuralcılığın” karşıtıdır (A. Martinet, s. 6).

Bugün artık dilbilimciler, tarih ve felsefe niteliği taşıyan araştırmalardan uzaklaşarak belli bir durum içindeki oluşumunu incelemeye yönelmişlerdir. Kısacası, dilbilim, dilin belli bir durumdaki oluşumunu inceler. Çağdaş dilbilimin getirdiği en büyük yenilik, inceleme konusunun ve alanının belirlenmesidir. Böylece, dilbilimci bütün ilgisini doğal dillerin betimlenme yolları, bu dillerin işleyişi ve yapısı konusundaki incelemelere vermiştir .

DİLBİLİM/FİLOLOJİ AYRIMI

...
Bugün filoloji deyince, akla yazılı belgelerin geçerliğini, gerçek olup olmadıklarını araştıran tarihsel bir bilim gelir. Kısacası, filoloji üretildiği dönemlere ait eski metinleri yeniden oluşturmaya çalışır. Bu nedenle, filolog metinlerin üretildiği dönemlerin etkilerini, kaynaklarını araştırır, özgün metinleri çözmeye ve onları yeniden oluşturmaya, bu arada taklitlerini saptamaya ve değerlerini ölçmeye çalışır. Buna karşılık, dilbilimcinin uğraşı filoloğunkinden tamamen farklıdır. Dilbilim dili anlamaya, onu tıpkı somut bir nesne gibi incelemeye çaba gösterir. Böylece, dilbilim dile ilişkin dilbilgisi, filoloji, sesbilgisi gibi tüm bilimleri kapsar.

DİLBİLİMİN ve DİLBİLİMCİNİN GÖREVİ NEDİR?

Dilbilimin ve dilbilimcilerin görevi, bir dilsel topluluğa ait bireylerin zihinlerindeki ortak özelliği etraflı bir biçimde tanıtmaya çalışmaktır. Yakından incelendiğinde bu ortak özelliğin son derece karmaşık olduğu görülür. Örneğin, insan aşağı yukarı 200 farklı sesi telaffuz edebilir ve onları algılayabilir; ama her dilsel topluluk sahip olduğu binlerce sözcük için aşağı yukarı 40 temel ses kullanır. Her birey, bütün bu temel seslere, yani sesbirimlere ve kendi anadilinin binlerce sözcüğüne sahiptir. Bunun dışındaki sözcükler, dilsel toplulukta bireylerin mesleğine, zevklerine, toplumsal ve kültürel farklılıklarına göre dağılır.
...
Her konuşan özne, kendini kişisel ve bireysel bir biçimde ifade eder; söylemek istediği şeye ya da onu söyleme biçimine göre, göreceli bir özgürlükten yararlanır. İnsanlar arasındaki ayrım işte burada başlar. Bütün bunlar, F. de Saussure'ün dil/söz karşıtlığındaki söz düzleminde gerçekleşir, çünkü dil toplumsal, söz ise bireyseldir.
N. Chomsky'e göre, dilin bu yaratıcılığı, yapısalcılar için, kullanım rahatlığıdır. Bütün bunlara karşın, söylemleri üretme biçimi konusunda özel kura1lar vardır ve bunlar deyişbilim ya da söylem kurallarıdır.

İkinci önemli nokta ise, insanın kısa zamanda kendi anadilinin işleyişini öğrenmesidir. Aslında burada önemli olan, dil için gerekli kural ve bilgileri içeren, aynı zamanda bütün bu verileri büyük bir rahatlık, açıklık ve hızla işleyen insan zekasının gücüdür.

...
Kaynak: Kıran, Z. 2001. Dilbilime Giriş. Ankara:Seçkin.

*

DİL BİLİM İLE DİL BİLGİSİ, DİL BİLİMCİ İLE DİL BİLGİCİ
KARŞIT GÖSTERGELER MİDİR?

Yrd. Doç. Dr. Fevzi KARADEMİR

...

Giriş

 Her ikisinin de malzemesi dil olan ancak gelişim süreçleri, kapsam ve işleyişleri bazı yönlerden farklılık gösteren dil bilim (İng. linguistics) ile dil bilgisi (İng. grammar), Türkiye’deki kimi dil bilim çevrelerinde çok defa, büsbütün farklı alanlar olarak değerlendirilmektedir. Yer yer geleneksel dil bilgisinin bilim dışılığına dikkat çekilmekte, iki alanın araştırmacıları karşıt biçimde konumlandırılmaktadır.
Söz konusu durum, Türk dili çalışmalarında bir kavram ve kimlik karmaşası meydana getirmektedir. Özellikle hem dil bilim hem de dil bilgisi derslerinin işlendiği Türkçe Eğitimi, Türk Dili ve Edebiyatı gibi bölümlerde, anılan karmaşa, önemli bir öğretim sorunu olarak kendini göstermektedir. Bu karmaşanın ortadan kalkması, Türk dil bilimi terminolojisinin sağlıklı biçimde işle(n)mesi ve öğretilmesi açısından önem arz etmektedir.
...
Bilgi, zihnin, evrendeki varlık ve olgularla ilgili iradî veya gayri iradî algıları; bilim, deney ve araştırmalara dayalı, disipline edilmiş bilgiler bütünüdür. Bilgilenme, duyu sahibi herkesin her konuda gerçekleştirebileceği bir eylem; bilim yapma, belli kişi ve alanlara has, derinlikli ve kuşatıcı, akademik bir ameliyedir. Bilimsel bilgi de bu ameliyenin başka bir karşılığıdır (bk.http://tdkterim.gov.tr). Bilim, bilgi, bilimsel bilgi, ilim, irfan, marifet, malumat gibi aynı kavram alanını paylaşan terimlerin kavramsal nüanslarının derinlemesine ortayakonması ise ayrı bir inceleme konusudur.
Bilim göstergesinin yukarıda belirtilen kavramsal değerine göre dil bilim teriminin, dil ile ilgili disipline edilmiş bilgiler bütününü karşıladığı açıktır. O halde dil bilgisindeki bilgiyi nasıl değerlendirmek gerekir? Disipline edilmemiş malumat yığını olarak mı yoksa kavramsal değeri bilime denk olan bilimsel bilgi olarak mı? Türkçe dil bilgisi çalışmaları bağlamında düşünüldüğünde yüz yıla yakın süredir çeşitli bakış açılarıyla Türk dili ekseninde üretilen bilgileri bütünüyle bilim dışı saymanın gerçekle bağdaşmayacağı ortadadır. Öyleyse Türkiye’deki dil bilgisi çalışmalarını bilim dışı sayanların gerekçeleri nelerdir? Bu konuda ileri sürülen gerekçelerden bazıları şunlardır:
“Geleneksel dil bilgisi, buyurucu bir nitelik taşır.(Buyurucu, bilimselin karşıtıdır). Dilin oldukça dar bir kesiti üzerinde işlem yapar, dil düzeneğine yabancı, kökeni dil dışında yer alan katı kurallara yer verir, bu kurallara uyulmasını buyurur. Sorunlara genellikle yanlışlık / doğruluk ölçütü aracılığıyla yaklaşır. Bu dar çerçeve içinde bile; dil düzeneğinin kendine özgü

kuralları dil bilgicinin buyrultusundan doğan kurallarla sık sık çelişir…” (Vardar,
2001: 40 vd.).
Sıralanan gerekçeler, elbette ki Türkiye’deki kimi dil bilgisi çalışmaları ve bu doğrultuda yapılan dil bilgisi öğretimi için doğrudur. Ancak geleneksel dil bilgisi çerçevesinde yapılan bütün çalışmaları aynı kefeye koyarak değerlendirmek toptancı bir yaklaşım biçimidir.
Bizce bu disiplinleri ve onların mensuplarını karşılaştırmada varılan bu tür aşırılıkların ortadan kalkması, dil bilim ile dil bilgisi arasındaki terminolojik karmaşanın çözümü, büyük ölçüde iki disiplinin Batı’daki gelişim süreçleri ile bizdeki gelişim süreçlerinin farkına varmaktan geçer.
...
Sonuç olarak, bize göre dil bilim ile dil bilgisi karşıt disiplinler değildir. Dilbilim, dil ile ilgili disiplinler demetini karşılayan çatı bir disiplin, dil bilgisi, onun kapsadığı disiplinlerden biridir. Tarihi süreçteki ayrışmayı hesaba katmazsak, geldiğimiz noktada dil bilgisinin, dil bilimin uygulamaya dayalı bir alt dalı olduğu gerçeği, dil bilimci ile dil bilgici karşıtlığına dikkat çekenlerce de ifade edilmektedir:
“Nasıl hekimlik bilgisi, anatomi biliminin uygulama alanlarından biriyse, dil bilgisi de, dil biliminin uygulama alanlarından birisidir” (Gemalmaz, 1995: 83)7
.
Dolayısıyla ister bir dili ister birden fazla dili, tek veya çok yönlü incelesin, dili bütün göstergeleriyle, yazı ve konuşma boyutlarıyla, gelişen ve değişen bir sistem olarak kabul edip onu bilimsel olarak inceleyen kişi, bizce dil bilimcidir. Uğraş alanının adı da dil bilimdir. Buna göre Türkçe dil bilgisini bilimsel metotlarla inceleyen bir kişi temelde dil bilimcidir. Özelde dil bilgicidir. Ancak her dil bilimci, dil bilgici değildir. Dil bilimin başka alanlarına göre ifade edersek, bilimsel yaklaşım sergilediği sürece, her ses bil(im/gi)ci,dil bilimcidir, ama her dil bilimci, sesbil(im/gi)ci değildir, diyebiliriz.


*

Türkiye'de bilim anlayışı ve dilbilim
20. yüzyılın başta gelen bilim felsefecisi Karl Popper 1973 yılında Cambridge Üniversitesi'nde verdiği bir konferansta "anlamlılığın anlamı nedir?" (what is the meaning of "meaning"?) sorusunu irdelemekteydi.
Popper, insanı insan yapan, adına “dil” dediğimiz çok yönlü ve karmaşık mekanizmanın niteliğini ve günlük yaşamdaki işlevliliğini, kendi bünyesindeki dilbilgisi, sesbilgisi, sözdizimi, anlamlılık (semantik) yapılarıyla, somut ve şeffaf matematik - fizik işlemleri gibi, bir yandan saat gibi tık tık çalışan düzenli bir sisteme, öte yandan, algılanması güç soyut ve bulanık kara bulutlara benzetiyordu. Başlığı “Dil, bir saat ve karabulutdur” şeklinde olan konferansını, “Tüm fizik ve matematikçiler dilbilimci olma özlemindedir. Her dilbilimci de fizikçi veya matematikçi olma özlemindedir” (!) sözüyle konuşmasını bitiriyordu.

Evrensel bilim, “karabulutları” asırlardır anlamaya ve açıklamaya çalışıyor. Günümüzde, Sylviane Herpin, insanoğlunun yazılı-sözlü iletişiminde oluşan kara bulutların dokuz renk tonu arasındaki farklılıkları

1. Düşündüğünüz,

2. Söylemek istediğiniz,

3. Söylediğinizi sandığınız,

4. Söylediğiniz,

5. Karşınızdakinin duymak istediği,

6. Duyduğu,

7. Anlamak istediği,

8. Anladığını sandığı,

9. Anladığı,

şeklinde belirleyerek, yanlış anlamak ve anlaşılmak için en azından dokuz ihtimal bulunduğunu ileri sürüyor.

Yazılı-sözlü iletişimin bünyesinde böylesine tuzakları barındırması, bir yandan dilbilimin ne kadar önemli bir bilim alanı olduğunu ortaya koyuyor, öte yandan ülkemizde dilbilimin bir bilim alanı olarak zaman içinde nasıl algılandığının, diğer bilim alanları arasında bilim anlayışımız çerçevesinde hangi konuma yerleştirildiğinin enine boyuna irdelenmesini zorunlu kılıyor.

...


Tüm dünya üniversitelerinin bilimsel araştırma ve eğitim faaliyetlerinde “dilbilim” bir temel alan bilimi olarak Doğan Aksan’ın seneler önce belirttiği gibi öylesine dalbudak sarmıştır ki, toplumdilbilim (sociolinguistics), ruhdilbilim (psycholinguistics), uygulamalı dilbilim (applied linguistics), sesbilgisi ve sesbilim (phonetics and phonology), antropolojik dilbilim (antropological linguistics), dil kullanım bilimi (söz-eylem çözümlemesi, söylem çözümlemesi) (pragmatics), anlam bilim (Semantics), dil felsefesi (linguistic philosophy), edebi dilbilim (literary linguistics), dilbilim tarihi (historical linguistics), nörodilbilim (neurolinguistics), bilgisayar dilbilim (computational linguistics), bilişim (information technology) ve hatta dilbilim mühendisliği (linguistic engineering) gibi alan-dalları oluşmuştur.

Görülüyor ki, “dilbilim”, tıp, hatta mühendislik alanlarına kadar dal budak sarmış olmasının yanı sıra, tüm Sosyal ve İnsan Bilimlerinin temelini oluşturmaktadır. Ancak, ne yazık ki, bugün yukarıda sözünü etmiş olduğumuz dilbilim dallarının YÖK tarafından belirlenmemiş olması, dilbilimin ülkemizde gereğiyle tanınıp gelişememesine ve uygulama alanında özellikle sosyoloji, siyaset bilimi, hukuk, işletme, basın-yayın, iletişim bilimleri, edebiyat, felsefe, psikoloji, antropoloji gibi diğer akademik alanların bünyesinde veya yanında yerini bulamamasına neden olmaktadır.

Sonuç olarak, bilinmektedir ki, insan dili, insanoğlunun tüm sosyal, kültürel, psikolojik ve iletişim gereksinimlerine yanıt verir. Bu bağlamda, “dilbilim” insanoğlunun niteliğini ve onun içinde yaşamış olduğu toplumu tanımak bakımından hiçbir akademik kuruluşun vazgeçemeyeceği temel bir bilim alanıdır.

Bu nedenle, ülkemizde YÖK ve TÜBİTAK nezdinde ve üniversitelerimizde dilbilim anlayışının gereğiyle algılanarak uygulama alanlarını geliştirmek Türk bilim düşüncesinin çağdaş bir temel üzerine oturması açısından büyük önem taşımaktadır.

Prof.Dr.Sinan Bayraktaroğlu, sinanbayraktaroglu1@gmail.com
*



Uygulamalı dil biliminin içeriği ve araştırma alanları

Uygulamalı dil kullanımının yanı sıra aşağıda sıralanan konular da uygulamalı dil bilimi kapsamındadır.
  • Uygulamayı temel alan dil kuramları
  • Her bir dilin betimlenmesi (tek dilli sözlük bilim, her şeyden önce eşzamanlı olarak)
  • Daha çok dilin karşılaştırılması (karşılaştırmalı dil bilimi, iki dilli sözlük bilim, eşzamanlı olarak)
  • Dil öğretimi ve dil öğrenimi araştırmaları (yabancı dil derslerindeki yabancı dil öğretimi ve öğrenimi de dâhil, Dil laboratuvarındaki çalışmalar, anadilin didaktiği)
  • Uzmanlık dili araştırmaları (terim bilim, anlaşılırlık sorunları, bilim dili, uzman-amatör iletişimi)
  • Çeviri bilimi (yazılımların sınırlandırılması, teknik belgeleme)
  • Kurumsal iletişim
  • Kusur/hata çözümlemesi
  • Metin-resim ilişkisi
  • Kısa çizgili - dil bilimler
  • Beden dili bilim
  • Sosyodil bilimi (toplum dil bilimi)
  • Psikodil bilimi (ruh dil bilimi)
  • Edim bilimi (pragmatik) (dil ve davranış, dil kullanım kuralları, söz eylem kuramı, konuşma kuralları kuramı)
  • Budundil bilim
  • Bilgisayarlı dil bilimi (yapay dil sistemi)
  • Tarihsel dil bilimi (o anki eşzamanlı dil durumu ve etki faktörleri göz önünde bulundurularak artzamanlı dil değişimleri)
  • Metin dili bilim
  • Klinik dili bilim
  • Adlî dil bilimi
  • Bağıntı dil bilimi (Dilsel yapıları ve dilsel sonuçları ayrıca dil bağıntısında sosyal ve dil politikası koşulları inceler.)
  • Bütünce dil bilimi
  • Betimsel dil bilimi (dillere ve dil sistemlerine dönük mümkün mertebe değerlendirmeden uzak, yani yas koyucu veya normatif olmayan bir betimleme şeklini oluşturmaya yönelir)
  • Nörodil bilim
  • Hukukdil bilim
  • Bilişsel dil bilimi
  • Feminist dil bilimi
  • Avrolinguistik, Avrupa dilleriyle ilgilenir.
  • Interlinguistik, uluslararası iletişimi ve yapay dilleri inceler.
  • Medya dil bilimi
  • Nicel dil bilimi
  • Ekolojik dil bilimi (Dil ve dilin kullanım alanı arasındaki etkileşimi inceler.)
  • Paleolinguistik, insan dilinin oluşumunu inceler; psikoloji ve antropoloji ile birçok ortak noktası bulunmaktadır.
https://tr.wikipedia.org/wiki/Dilbilim
*
DİL BİLİMİNİN 
TEMEL KAVRAM VE İLKELERİ 

      Dil bilimi, dil olgusunu ve yeryüzündeki tüm dilleri genel olarak bütün yönleriyle konu edinip inceleyen bilimin adıdır. Arapçada sarf ve nahiv ilmi, batı dillerinde ise gramer olarak adlandırılır.
Bir dilin, seslerden cümlelere kadar ihtiva ettiği bütün dil birliklerini, geniş bir şekilde anlam ve görev bakımından inceleyen kurallara ise dil bilgisi denir.
      Dil bilgisi, diğer birçok kuralın aksine belirli bir grup tarafından hazırlanmayıp, o dili kullanan insanların zaman geçtikçe gerekli kuralları yaratmalarından veya var olan kuralları dilin gelişimiyle birlikte değiştirmelerinden oluşur.
      Dilbilgisi, incelediği dil unsurlarına göre kendi içinde
bölümlere ayrılır:

• Dilin seslerini inceleyen kısmına ses bilgisi (fonetik)

• Dili yapı yönünden inceleyen, kelime ve şekilleri konu edinen kısmına şekil bilgisi (morfoloji veya sarf)

• Kelime ve şekillerin çıkış yerlerini, yani menşelerini araştıran kısmına köken bilgisi (etimoloji)

• Kelime ve şekillerin aralarındaki münasebetler ile cümleleri inceleyen dalına cümle bilgisi veya söz dizimi (sentaks veya nahiv)

• Dilin anlam oluşturma mekanizmalarını inceleyen kısmına ise anlam bilgisi (semantik) denmektedir. Bu bölümlerin hemen hepsi dil bilgisi içinde ayrı ayrı incelenmelerine rağmen, birbirlerinden kesin çizgilerle ayrılmazlar ve daima birbirlerine karışırlar. Bu itibarla dil bilgisi, bir dili bütün cepheleriyle bir bütün olarak ele alıp inceleyen ilmin adıdır. İnsanoğlu, tarihî akış içinde, zamanla biriken bilgiler sayesinde hemen her şeyi inceleme ve araştırma
konusu yapmış; dillerin sırrını çözmeye çalışmış ve böylece yeni bir bilim dalı ortaya çıkartmıştır. İlk başta eski Yunan ve Hint devirlerinden başlayarak, dillerin bağlı olduğu kaideler tespit edilmeye çalışılmış ve bu kaidelerin ortaya çıkardığı bilgiye de
gramer bilgisi denmiştir. Buna paralel olarak her dilin kelime hazinesi toplanmış, neticede sözlükler ortaya çıkmıştır. Gramer sayesinde ise dillerin doğru okunup yazılması gerçekleşmiştir.

DİL BİLİMİNİN KOLLARI

1. Ses Bilgisi (Fonetik)

Dil, seslerden örülmüş toplumsal bir kurumdur ve bu kurumun en küçük birimi “ses”tir. Ses bilgisi ise dilin seslerini ele alır. Her dilin kendine özgü bir ses dizgesi vardır. 

Ses bilgisinin belli başlı inceleme alanları şunlardır:
 “Ses, sesbirim, alt sesbirim” vb. kavramlar
• Seslerin oluşumu
• Seslerin özellikleri ve sınıflandırılması
• Seslerin sözcüklerdeki sıralanışı
• Hece yapısı
• Vurgu ve tonlama

Ses bilgisinin alt dalları ise şöyledir:
• Söyleyiş Ses Bilgisi: İnsan seslerinin nasıl türediğini inceler
• Dinleyiş Ses Bilgisi: Seslerin nasıl algılandığını ve anlamlandırıldığını inceler
• Uygulamalı Ses Bilgisi: Teorik olarak ses bilgisinin elde ettiği bilgileri, günümüz teknolojisinin de imkânlarıyla işler.

2. Biçim Bilgisi (Morfoloji)

Dildeki biçim birimleri inceleyen daldır. Kökler ve ekler, bunların görevleri, birbirleriyle ilgisi vb. konular üzerinde durur:
• “Kök, gövde, ek” gibi kavramlar
• Yapım ekleri
• Çekim ekleri
• Sözcük türleri
• Sözcük türetme yolları
gibi konularla ilgilenir.

3. Dizim Bilgisi (Söz Dizimi/Sentaks)

Dildeki kelimelerin birbirleriyle ilişkilerini inceler. Kelimelerin oluşturdukları gruplar ve bunların cümle aline getirilmesiyle ilgilidir. Şekil bilgisi ile de yakından ilgilidir. Söz diziminin inceleme alanları içinde şunlar da vardır:

• Cümle öğeleri
• Cümle çözümlemeleri

4. Anlam Bilimi (Semantik)

Dil göstergelerinin anlamı üzerinde durur. Bu göstergelerin içerisine kelime, kelime gurubu, cümle hatta metin de girebilir. Günümüzde daha çok cümle ile ilgilidir. Dildeki sözcükleri anlam bakımından ele alır ve onların temel anlamı, yan anlamı, cümle
içerisinde kazandığı anlam gibi unsurlarıyla inceler. 

Dilbiliminin diğer dalları içerisinde özel bir yere sahiptir.
• Anlamla ilgili temel kavramlar
• Sözcüklerde temel anlam
• Sözcüklerde yan anlamlar
• Eş anlamlı sözcükler
• Karşıt anlamlı sözcükler
• Çok anlamlı sözcükler
• Anlam değişmeleri
ile de ilgilidir. 

5. Köken Bilgisi (Etimoloji)

Bir sözcüğün hangi köke dayandığını, ilk olarak hangi kavramı karşıladığı, zaman içerisinde gösterdiği gelişmeler vb. konuları inceler. Dilbiliminde bir sözcüğü açıklamak, onu başka sözcüklere indirgemek anlamına gelir.

• Sözcüklerin ve eklerin kaynağı
• Sözcüklerdeki şekil ve anlam değişiklikleri
• Sözcüklerin ve eklerin tarihi ile ilgilidir.

6. Lehçe Bilgisi (Diyalektoloji)

Dillerin kolları, bu dalın inceleme alanına girer. Ağız bilgisi olarak da tanımlanabilir. Bir dilin en çok fonetik farklılıklara dayanan alt katmanları ise o dilin “ağız”larıdır. Örneğin, Anadolu ağızları, Rumeli ağızları... gibi.
• Lehçe ve ağızlar
• Lehçe ve ağızların sınırları
• Yerleşme tarihi
• Dil haritalarının hazırlanması
gibi konular bu dalın inceleme alanına girer.

7. Sözcük Bilgisi (Leksikoloji)

Bir veya birden çok dilin sözcüklerinin çeşitli yöntemlerle ve çeşitli amaçlar için bir araya getirilmesi, düzenlenmesi ve sıralanmasıdır.
Leksikoloji, sözcükleri tek tek anlam alanlarına göre incelerken, kitap vs. gibi kaynaklardan derleyerek bir araya getirmeye çalışır.

8. Ad Bilgisi (Onomastik)

İnsanlar varlıklara nasıl ad verir, dilden dile bu durum değişir mi? gibi sorulara cevap veren daldır. En başta insan adlarını konu edinir.

9. Gösterge Bilgisi (Semiyoloji)

Her ne kadar dil göstergelerini ele alsa da, asıl konusu dil dışındaki göstergelerdir. Dilbilimin bir alt dalı olmaktan ziyade, en dışta yardımcı bir bilim dalı olarak kabul edilebilir. Temellerini Saussure atmıştır.

10. Bilişsel Bilim

Doğrudan değil dolaylı yoldan dilbilim ile ilgilidir. Matematik, bilgisayar, felsefe, biyoloji, psikoloji ve dilbilimin ortak çalışma alanıdır. 




Gösterge ve Simge

Anlamı toplumdan topluma, kültürden kültüre değişen dil dışı göstergelere simge denir. Benzerlik ve uzlaşma ilişkisi içerisinde soyut ve sayılamayan tek bir gösterilene göndermede bulunan görsel biçimdir.
Bir çocuğun sadece zaman geçirmek amacıyla çizdiği güvercin resmi bir görsel göstergedir; ama aynı güvercin resmi Birleşmiş Milletler binasının duvarına çizilmiş ise o zaman bu bir simgedir.
Çünkü bir uzlaşma uyarınca, bu görsel gösterge, doğal olarak temsil ettiği şeyden başka bir şeyi belirtmek için çizilmiş ya da yapılmıştır. Birleşmiş Milletler binasının duvarına çizilmiş olan güvercin, artık soyut bir kavram olan barışı temsil etmektedir.
Terazinin adaleti, kalbin aşkı, kum saatinin ise zamanı temsil etmesi gibi... Adaleti temsil eden bir simge: Terazi 

İkon
Bazı göstergeler ise gösterdiği varlığın kendisi
olabilmektedir. Bu tür göstergelere ikon denir.
Örneğin portreler. İkonlarda, gösteren ile gösterilen
arasında gerçek bir benzerlik vardır. 

Dil Göstergeleri
Belli bir dilde, anlamı olan en küçük birimlere “dil göstergesi” adı verilir. Örneğin Türkçede “kalem”, “kitap”, “masa” veya “-yor”, “-di” birer dilsel göstergedir. Görüldüğü gibi, dil göstergesi “sözcük”
ya da “kelime” anlamında kullanılmıştır. F. de Saussure’ün de belirttiği gibi, dil göstergesi iki düzeyden oluşur: Birincisi, dilbilimsel adıyla“gösteren”, kulağımızda duyduğumuz “Ç.İ.Ç.E.K.”sesi, gözümüzle gördüğümüz “çiçek” yazısı; ikincisi
ise yine dilbilimsel adıyla “gösterilen”, zekamızla, deneyimlerimizle kavradığımız sözün içeriği, açıklaması ya da zihnimizde oluşan genel çiçek kavramıdır.
Dil göstergeleri tamamen seslerden oluşur. Örneğin BAYRAK kelimesini oluşan göstergeler B, A, Y, R, A ve K sesleridir. Bayrak kelimesi görüldüğünde insanların zihninde bir bayrak resmi oluşur; bu durumda dil göstergesi nesnenin, yani göndergenin kendisi değildir. Daha açık bir biçimde ifade edecekolursak, “bayrak” sözcüğü bayrağın kendisi değildir, belli bir bayrağı ya da genel olarak bayrak maddesini temsil eder. Saussure’den sonra gelen araştırmacılar dil göstergesi tanımını tanımlayarak onu zenginleştirmişlerdir. Onların dil göstergesi tanımında üç öğe ilişkisi içerisindedir. Gönderge, dil dışı dünyada bulunan gerçek bir varlık ya da nesnedir. Bu nesnel gerçekliği dil temsil eder; başka
deyişle yeniden sunar. Bu konuda şöyle bir örnek verilebilir: “Balık” bir gösterendir. Türkçede “suda yaşayan canlı”yı gösterir. 
Gösteren
Dil göstergesinin sese ilişkin somut bölümünü oluşturan sesbirimlerinin bütünüdür. Sessel bir işlev olup algılama düzlemini ilgilendirir.

Gösterilen

Gösterenin zihnimizde uyandırdığı düşünce ya da kavramdır; bu nedenle insandaki kavramsallaştırma ya da düşünce alanını ilgilendirir.

Gönderge

Zihnimizde oluşan düşünce ya da kavramın gerçekleşmiş, gerçek olan hâlidir. Dil dışı gerçekliklerdir. Gönderge, dil göstergesinin dil
dışında gösterdiği her şeydir: soyuttur, somuttur, nesnedir, olaydır, olgudur, niceliktir, durumdur, kanıdır. Belki özgürlük, aşk, cesaret, peri, tek boynuzlu at gibi soyut ve düşsel, söylensel göstergelerin göndergeleri olamaz gibi düşünülebilir; ama bunlar birer “soyutlama”dır. Böylece, örneğin “demokrasi” göstergesi, “demokrasiye, kendisine inanılan bir olgu”ya gönderme yapar.

http://nurbanukarakus.blogspot.com.tr/
*



Köken bilimi
Köken bilimi veya etimoloji (Antik Yunan dili ἡ ἐτυμολογία - hē etymología), bir dildeki sözcüklerin kökenlerini ve bunun bir gereği olarak o dilin diğer dillerle ve o dili konuşan toplulukların geçmişten bugüne diğer topluluklarla olan kültürel ilişkilerini araştırır. Bir başka tabirle köken bilimi, bir kelimenin ya da dildeki benzer bir kullanımın gelişme sürecinin ilk ortaya çıkışından itibaren izlenmesi, hangi dillerde ne şekilde yayıldığının tespit ederek parça ya da bileşenlerinin analiz edilmesi bilimidir.
Etimoloji kelimesi de asıl, hakiki, gerçek anlamındaki ὁ ἔτυμος (ho étymos) ile söz, kelime anlamındaki λόγος / lógos kelimelerinin birleşmesi ile oluşmuştur. Eskiden kullanılan ve Arapça kökenli olan ismi ise iştikak ilmidir. Köken bilimi uzmanlarına etimologköken bilimci veya iştikakçı denir.
Ayrıca, etimologlar artık hakkında doğrudan bilgi edinilemeyecek ölü diller hakkında, kalıntı ve bulguları takip ederek çeşitli sonuçlar çıkartırlar. İlgili dillerdeki kelimeleri karşılaştırarak ortak ana dil hakkında daha fazla bilgi elde edilebilir. Bir sözcüğün en eski, kaynak şekline etymon (τὸ ἔτυμον) denmektedir.
Köken bilimindeki temel düşünceler
·         Sözcüklerin ezici çoğunluğu
·         bir dilde varolan köklerden o dilin geçerli morfoloji (yapı bilimi) kurallarına göre türetilir,
·         veya o dilin kültürel temas içinde olduğu başka bir dilden ödünç alınır.
·         Bu iki genel kategori dışında,
·         kendine özgü ayrı bir morfolojik sisteme tabi olan yansıma sesler (onomatopeler),
·         tüm dillerde ortak bir yapı sergileyen bebek sözcükleri (infantilism, Almanca Lallwortİngilizce nursery word, mama and papaFransızca language de bébé),
·         ünlemler,
·         cins adı veya sıfat veya fiil olarak kullanılan özel adlar ve ticari markalar mevcuttur. 20. yüzyılda yazılı biçimlerden genel dile geçen kısaltmalar ve akronimler de ayrı bir sözcük grubu olarak ortaya çıkmıştır.
·         Her dilin ses sistemi (fonoloji) zaman içinde değişime uğrar. Buna paralel olarak sözcüklerin telaffuzu ve bazen yazımı değişir.
·         Yazım daima telaffuzdan daha muhafazakârdır; yani telaffuz yazımdan daha hızlı değişir.
·         Ses değişimleri genel ve istisnasızdır, yani aynı anda bir dildeki tüm sözcükleri aynı şekilde etkiler. Ses değişimi, sesin sözcüğün başında, ortasında veya sonunda, vurgulu veya vurgusuz hecede bulunmasına, ve bitişik seslerin niteliğine bağlı olarak farklılık gösterebilir.
·         Ses değişimi genellikle bir kuşak, yani ortalama otuz yıl içinde gerçekleşir.
·         Bir dilden diğer dile aktarılan sözcükler, ses değişimine uğrayarak alıcı dilin fonetik sistemine uyarlanırlar. Ses değişim kuralları genel ve istisnasızdır, ancak dilden dile değişir ve zaman içinde değişikliğe uğrar. Belli bir tarihi dönemde belli bir dilden diğerine aktarılan tüm kelimeler aynı ses değişim kurallarına uyar.
·         Fonetik bozunumlar (assimilasyon, dissimilasyon, metatez, jeminasyon vd.), insan hançeresinin yapısından kaynaklanır ve belli ses çiftlerini içeren sözcükleri etkiler. Bozunum biçimleri evrenseldir; yani tüm dillerde benzer biçimlerde ve oranlarda ortaya çıkar.
·         Genel ve kanıtlanmış ses değişim kurallarına göre açıklanamayan biçim değişimleri etimolojik açıdan geçersizdir ya da en azından şüphe ile karşılanmalıdır.
·         İki dil arasındaki temas belirli bir kültürel ortamda gerçekleşir. Belli bir tarihi dönemde, bir dil diğerinden belli sosyal ve kültürel niteliklere sahip kelimeleri alır.
·         Alıntı genel kural olarak yüksek prestije sahip dilden düşük prestijli dile doğru gerçekleşir. Düşük prestijli dilden yüksek prestijli dile ancak argo ve avam sözcükler, veya ender olarak, düşük prestijli dili konuşan topluma ait töre, nesne ve özellikleri ifade eden sözcükler alınır.
Ayrıca bakınız
·         Halk etimolojisi
Kaynakça
·         İngilizce Vikipedi etimoloji maddesi


Vikipedi, özgür ansiklopedi
https://tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%B6ken_bilimi
*
Akronim

Akronim veya kısma ad, iki veya daha fazla sözcüğün baş harflerinden veya ilk birkaç harfinden oluşturulmuş kelime.[1] Akronimler -ABD ve TBMM örneklerinde olduğu gibi- kısaltmalar şeklinde olabilmesinin yanı sıra[2] radar, Aids ve İnterpol örneklerinde olduğu gibi kelimeleşmiş de olabilirler. Bazı kaynaklarda bir kelime gibi telaffuz edilemeyen, yani harfleri tek tek söylenen -AİHM, TDK gibi- kısaltmalar akronim kabul edilmezler.[3]

Türkçede kısaltmalar oldukça yaygın olmakla birlikte kelime hâlindeki akronimler görece azdır ve çoğunluğu yabancı kökenlidir.

Örnekler
radar > radio detection and ranging
HAYTAP > Hayvan Hakları Türkiye Aktif Güç Birliği Platformu
MOBESE > mobil elektronik sistem entegrasyonu
Kaynakça
^ "acronym." Oxford Dictionary of English 2e, Oxford University Press, 2003.
^ "acronym." Merriam-Webster
^ abbreviation vs. acronym vs. initialism Liberty.com

Vikipedi, özgür ansiklopedi
https://tr.wikipedia.org/wiki/Akronim

*

Ayrıca bakınız:

*
*
*
*
*
*
*
*

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder